25 Şubat, 2010

finalist(ler) # 12: mustafa öztürk ve ümit orhan

28.11.2009

Merhabalar Özlem Hanım:)

Biz 18 ve 19 yaşlarında üniversiteyi çalışıp kendi paralarıyla okuyan iki arkadaşız. Seyahat bursunu o kadar çok istiyoruz ki 4 kişinin ikisi olmamızı ihtimale bırakabilecek durumda değiliz. Bu yüzden çoook detaylı, uzun bir yazı ile daha doğrusu proje ile bir iki hafta içinde burs başvurumuzu yapacağız. Ama destek banner'larını şimdiden sitelerimize ekledik.

Gerçekten bu geziyi şansa bırakacak durumda değiliz. Bu bizim karşımıza ilk ve son kez çıkacak bir fırsat büyük ihtimalle. Hiç bahane bulmadan, bu bursu almanın yolunu mutlaka bulacağız :)

Bunun dışında bir şey daha söylemek istiyoruz. Burs verilecek kişi sayısını arttırmak için Türkiye Bisiklet Federasyonu, Türk Hava Yolları, Aktas Group gibi sponsor olabilecek firma ve kuruluşlarla hiç görüştünüz mü? Bir yandan burs için çalışmalar yaparken bir yandan da yeni burs verenler bulup sayıyı da çoğaltmak için uğraşıyoruz. Biz alakasız yerler bile olsa bir kaç yere konuyla ilgili mail attık, haber bekliyoruz. Bu burs için destek bulabilir miyiz bulamaz mıyız bilmiyoruz ama bildiğimiz tek bir şey var ki, o da çok uzun seneler geçmeden bu bursu veren kişilerden olacağız.

Sadece burs ilanını gördükten sonra bize kurdurduğunuz hayaller için bile çok teşekkür ederiz. Ama öyle bir noktaya geldi ki hayaller artık yetmiyor. Bu bursu hiç kimse bizim kadar istiyor olamaz!

Sevgiyle kalın.

Mustafa Öztürk (http://www.mozturk.org/)

***

Aşağıdaki başvuru yazısı yolda.org adresinden alınmıştır.
04.01.2010

Yollara düşmek lazım şimdi… Bütün yaşanmışlıkları, bütün alışılmışlıkları geride bırakıp rotayı bilinmezliklere çevirmek lazım… Bavula değil, sırt çantasına doldurmalı hayalleri… Başka denizlerde, başka rüzgârlara göğüs germeli, başka martılarla paylaşmalı artık kahvaltıları... Daha da önemlisi görmediğimiz kuşlar görmeli artık... Duymadığımız dilleri duymalı... Sözlerini anlamadığımız birine, sözlerini anlamadığımız Dide şarkısını dinletip, aynı duyguda buluşmalı artık.
Hep şiirlerdeki, romanlardaki gibi yaşadım. Ne yaptıysam “Yaşadım” diyebilmek için yaptım. Bütün hikâyem ergenlik yıllarımda dünyayı sevmediğimden, daha yaşanılası bir dünya için tutkularımın peşinden koşmamla başlıyor. Fotoğraf çektim, dergilerde yayımlandı. Şiir yazdım, Azerbaycan Türkçesine çevrilip oradaki dergilerde, kitaplarda bile yayımlandı. Yıldızlara baktım, onları onlarca kişiye anlattım, yol girmemiş köylere teleskop kampları kurduk. İstanbul’a sevdalandım, İstanbul Üniversitesi, İktisat bölümünde 2. sınıfa geldim, ailemden hiç para al(a)madım. Bir interaktif reklam ajansında sosyal medya danışmanlığı, Yasemin Sungur Gelişim Enstitüsü'nde editörlük yapıyorum. Hayatım bu tutkular arasında giderken Ümit karşıma çıktı, yeni bir tutku yerleştirdi içime. Öyle bir tutku ki, bütün tutkularımı ve çok daha fazlasını aynı anda yaptırabilecek bir tutku. Yapacak çok bir şey kalmamıştı artık... Vakit; gitme vaktiydi.
1991 yılından beri yeryüzünde yürüyorum. Ama yaşama, Türkiye'nin en uç köşelerinden birindeki yatılı lisemin kütüphanesinde başladığımı söyleyebilirim. Jack London’un Martin Eden'ini okuyordum o sırada. İnternetin, televizyonun ve hatta gazetenin bile olmadığı bu ilginç fen lisesinin, kütüphanesinden başka hiçbir yeri ilgimi çekmiyordu. Nitekim okul sıralamamı hiç de ciddiye almayarak 4 yıl boyunca kitap okumaktan başka hiçbir şey yapmadan mezun oldum bu liseden. Lisenin son yıllarında (biraz da 5 kardeşin en büyüğü olmam sebebiyle) Edirne'den eve -İstanbul'a- kadar otostop yapmam gerekiyordu, ama zamanla bu işten o kadar keyif aldım ki fırsat buldukça otostop yapmaya başladım. Liseden mezun olur olmaz ilk yaptığım şey de bir bisiklet alıp uzun turlara çıkmak oldu. Gerek otostopla gerek bisiklet üzerinde yoldayken tanıştığım harika insanlar, yaşadığım eşsiz anlar, bana bu hayatta en çok istediğim şeyin ne olduğunu erken yaşta bilme ayrıcalığını verdi; "Yolda olmak".
17 yaşımda, üniversiteye girdikten kısa bir süre sonra Mustafa ile tanıştım, hayat karşısında duyduğumuz inanılmaz heyecanı paylaştık birlikte. Birkaç ay sonra da Atatürk Havalimanı Dış Hatlarda, bir havayolu şirketinde yolcu hizmetleri memuru olarak çalışma şansını yakaladım. Daha dün (1 Ocak) biten bu 6 aylık tecrübe şimdiden hayatımın en büyük tecrübelerinden birisi oldu bile. Dünyanın her yerinden her milletten binlerce yolcu görüp onların yol hikâyelerine tanık olduktan sonra, bu bursla birlikte, artık yolda olma sırası bize gelmişti.

Bu burs başta sadece seyahatti. Anlayamamıştık ciddiyeti. Tesadüf bu ya, burs haberini gördükten birkaç gün sonra gazete Avrupa Haritası verdi. Başladık işaretlemeye. Plovdiv en başta dedim ben (Mustafa). Doğduğum yer. Prag... Viyana... Berlin... Amsterdam... Paris... Lyon... Milano... Roma... Atina... Ne oluyoruz ya? Kendime gelemedim. Artık hayatımızda çok şey değişmişti. Bu bursu almaktan başka çaremiz kalmamıştı. Başladık çalışmaya. Bu başvuru yazısını yazana kadar günlerce araştırma yaptık. CouchSurfing'ten kalacak yer için arkadaş edinmeye başladık, HitchWiki'den otostop tüyoları topladık, çanta ve içindekiler için sponsor olabilecek firmalarla öngörüşmeler yaptık. Aslında seyahate ufak ufak başladık. Biz bu bursu çok istedik!

İşte böyle. Madem beraber düştük yollara, beraber talibiz seyahat bursuna da. İki kişi başvuruyoruz ama 22 kişilik istiyoruz biz bu seyahati.. Artık hiçbir şey eskisi gibi değil.

Hayatın iliğini emmek için... "Yaşadık!" diyebilmek için...
Yollara düşmek lazım şimdi.

40 yorum:

Evli Adam dedi ki...

dilleri biraz romantik ama budur. yeter, daha kaç finalist koyacaksın.

OzlemPansiyon dedi ki...

sanırım 15-25 arasını topluca koyacağım. benim de içim şişti.

bu arada bursa maddi katkılarını bekliyorum. oksanalara yedirdiğin yetti. biraz da hayırlı bir iş yap:P

Evli Adam dedi ki...

onu düşündüm daha önce de, malum kimlik şeysi. bakarız.

hirondelle dedi ki...

peki ümit martin eden'i okumakla mı kalmış?

e. t. dedi ki...

epeydir finalistleri okuyorum. Gezme delisi 1,5 yaşında bir çocuk sahibi biri olarak onlarla beraber bende çok heyacanlanıyorum ve star verilmesi için sabırsızlanıyorum.

Sebebini bilmiyorum ama favorim bu arkadaşlar.

Sanki bu işi layıkı ile ve kıymetini bilerek yapacaklarını hissettim.

bol şanslar çocuklar :)

not:
sevgili özlem kalan finalistlerin hepsini birden girme fikrinizi tutmadım. Zira tek yazı bizim için heyecansız yorucu

Feyyaz dedi ki...

Merhaba
Ümit benim bisikletci dostlarımdandır..Hatta ruhen en yakın buldugum bisikletcilerdendir.Bana bu bursun haberini verecek kadar da paylaşımcı ve tertemiz bir genctir o.
Ben sizin varlıgınızdan Ümit sayesinde haberdar oldum.Hatta açık söyleyeyim, katılımcı olarak size mail atmamı o kadar ısrar etti ki anlatamam.
Bu bursu kazanırsa çok mutlu olur.Tabi ben daha mutlu olurum... :)

Sevgili dostuma bol şans diliyorum...

Kolay gelsin Özlem hanım... Sizin ki gercekten zor iş.Ama bence bu işin sonunda kocaman mutlu olacaksınız...
Sevgiyle

Herbert dedi ki...

olur bence bunlar

Baki Berk Kayalar dedi ki...

Mustafa Bey'in yazısı güzel ama kendisi hakkındaki yeterli bilgi, kendisinin kişiliği, kısa ve bol süslü yazısından pek anlaşılmıyor. Az yazarak, gezme isteğini şairane bir dille belirterek ve çok ayrıntıya girmeyerek herkesin kendine göre yorumlayabileceği, içi doldurulabilir bir karakter yaratıyor insanların gözünde. Bir klasik olarak: ''Keşke yazısı biraz daha uzun olsaydı.''

Ümit Bey'in yazısı samimi. Yeterince açık ifadeler kullanmış.

Başarılar.

OzlemPansiyon dedi ki...

çakma baki berk,
sana da başarılar çalışmalarında:)
ipuçları senin odtü'lü olduğuna işaret ediyor. senin dersin filan yok mu yahu?

gerçek baki berk, arada sen de gel yorum yap. meydanı boş bırakma.

Mustafa Öztürk dedi ki...

Yorumlanız için çok teşekkürler :) @baki Yazımın içinde verdiğim linklerde beni daha iyi tanıyabileceğin yazılar var. Ümit de bana biraz daha uzun yazmamı söylemişti ama ben yazıyı çok uzatmamak için linklere gizleyerek yazdım :) Linklerdeki yazıları da okursan memnun olurum :)

Mehmet Alp dedi ki...

Destekliyorum, güzel fikir. Umarım gerçekleşir.

aises dedi ki...

ben de budur diyorum.

gerçek sohbet gerçek muhabbet dedi ki...

e bu kadar çabaya değer inş.. budur kardeşim budur :))

azez dedi ki...

kesinlikle budur. bol şans ;)

emre dedi ki...

Hadi yolculayalım şunları. Budur...

Gürkan OLUÇ dedi ki...

Mustafa'nın bunu ne kadar çok istediğini birde yüz yüze anlatırken görseniz.. Budur :)

Mehmet Çağrı Mert dedi ki...

Bu maceraperest arkadaşları göndermemek olmaz.. Çok emek harcadıkları belli.. Budur!

Auguste Dupin dedi ki...

Daha önce yorumunu hiç görmediğim bir sürü insanın 15 dakika içinde bir anda ''budur'' demesinden şüphelenmiyor değilim. Diğer adayların yazılarını okudu mu acaba bu insanlar? Yoksa bir avuç tanıdık mı?

Enteresan.

Mustafa Öztürk dedi ki...

@Auguste Dupin
Ben sadece Gürkan ve Çağrı'yı tanıyorum, diğerleri yazılarımı okumuş kişiler olabilir. http://www.yolda.org bisikletle.com mozturk.org onsekizimdensonra.blogspot.com friendfeed.com twitter.com bu sitelerde bu burs olayı hakkında yazılar yazılmıştı.

OzlemPansiyon dedi ki...

benim de bi dunya arkadasim var guya; blogu okuyun diye birkac mesaj atmistim vaktiyle; takipten kör oldular yani, o derece bi ilgi:) efendim seyahat yazisi okuyamiyorlarmis, sıkılıyorlarmis filan.

bu cocuklarin tanidiklari usenmeyip oy vermelere kalktiysa ve yorum yazdiysa buraya, bu olsa olsa sevildiklerini ve es dost cevresince desteklendiklerini gosterir.

(ben de kaderime yanayim!)

Mustafa Öztürk dedi ki...

Cidden benim bloglarımı da en yakın arkadaşlarımdan hiçbiri okumaz neredeyse :) Koyuyor bu biraz :)

Bir de en az bu yorumlar kadar bizim yazımızdan görüp başvuran da vardır. İlk finalist Emre benden görüp başvurduğu için bana bira ısmarlayacak mesela :)(Yazar burda Emre'ye sesleniyor :) )
Henüz finalistler arasında olmayan ama bana başvuru yaptığını söyleyen de çok kişi oldu. Tek yönlü değil bu destek :)

bülent bayer dedi ki...

Sevgili Ümit,

Benim Edirne'yle hiç ilgim yoktu aslında. Ama kız arkadaşımın Trakya Tıp Fakültesi'ni kazanmasından sonra Edirne'ye olan bisiklet yolculuklarım başladı. Şimdiki gibi kış sezonunda ise otobüsle gidip geliyorum. Üç hafta önce Edirne'den Adapazarı'na dönmek için çıktım yola. Otogara gelince kartımın limitinin dolduğunu anladım. Ben de atladım otogarın kenarından e-5'e. Saolsun bi abi aldı beni attı Havsa'ya kadar. Ordan üç tane sarhoş dayının Reno'suyla Çorlu'ya kadar geldim. Ordan sivil polislerle Kumburgaz'a. Odan da Esenlere yine yaşlı bir dayıyla geldim. Bundan sonra o yolu giderken olmasa da gelirken bisikletimin yanımda olmadığı durumlarda otostopla gitmeye karar verdim. Gerçekten otostop çekmek için uygun bir rota, Trakya insanının yardımseverliği de bir Karadenizli olarak şaşırttı beni.

Oğuzcan dedi ki...

Hayatlarında karşılarına çıkacak büyük bir fırsat bu. Kendi başlarına ayakta kalan insanlara bir ödül verilmeli. Budur!

Adsız dedi ki...

http://friendfeed.com/mozturk/128371fc/ey-sevgili-ff-dostlarm-beni-ve-dostum-umit-i-bu

:))

hep destek, tam destek ...

Mustafa Öztürk dedi ki...

Adsız arkadaşım friendfeed'te yazdığımdan zaten yukarıda bahsetmiştim :)

MafiaX dedi ki...

budur işte budur diye eğer kazanırlarsa diyeceğiz :) umarım kazanırlar..

Herbert dedi ki...

iyi, hoş beğendik de. bu kadar taraftar baskısı itici mi oldu ne

Mustafa Öztürk dedi ki...

@Herbert Ben de beklemiyordum, bana bile fazla geldi. :\

umitorhan dedi ki...

Herkese çok teşekkür ediyorum.

Hirondelle, Martin Eden 14-15 yaşlarında okuduğum, beni büyüleyen kitaplardan birisi. Sonrasında Jack London un neredeyse bütün kitaplarını okudum. Yine de yaşam felsefemi oluşturmamda bana en çok yardımcı olan kitap Krishnamurti-İç Özgürlük tür. Yatılı bir fen lisesinde çok ağır bedeller ödeyerek zihnimi tam anlamıyla çöpten bilgilerle doldurduğum ve çok iyi bir notlar aldığım bir anda, durumumu görmemi sağlamış ve sonrasında aldığım bütün kararlarda etkili olmuştu.

Sevgili e.t.
Siz ne harika bir annesiniz. :) Blogunuzu okurken etkilenmemek elde değil. İçimden "ah, keşke benim de böyle bir annem oslaydı da böyle bir blog tutsaydı" derken, sanırım bunu yüksek sesle söylemişim. Annem hemen yanıma geldi ve blogunuzu birlikte okumaya başladık. Söylediğim şey konusunda bana hak verdi biraz.
Benim en küçük kardeşim henüz 8 aylık. Hatta dün yürüteçle odama gelip bütün her yeri ilk defa dağıtmış. Bunun daha sadece bir başlangıç olduğunu bundan önceki 2 kardeşimle olan tecrübelerimden çok iyi biliyorum
Bu arada annem de bilgisayar ve internet konusunda çok az şey bilmesine rağmen, kardeşim Utku hakkında minik bir blog açtı. Tamamen sizin sayenizde. :)

Sevgili Feyyaz,
Aldığın kararlarla, yaptıklarınla ve yaşamınla her zaman hayranlık duyduğum insanlardan birisi olacaksın. Biliyorum böyle karşılaştırmalardan hiç hoşlanmıyorsun ama bisiklet konusundaki tecrüblerim senin onda birin kadar bile değil. :) Henüz bir bisikletim bile yokken Yaşasın Yaşam Bisikletle Türkiye Kıyıları Turu ile tanımıştım seni.
Bu bursu alır almaz hemen yarın yola çıkıp bütün Avrupayı baştan başa bisikletle kat edebileceğini, olmazsa da ne yapıp edip, kitabını bitirdikten sonra kendini Asya yollarında bulacağını biliyorum... Bu arada bitir artık şu kitabı, kaç ay oldu! :)

Çakma Berk: yahu bir insan neden başkasının adını kullanarak, normal sayılabilecek yorumlar yapar ki?? Berk blogunda yazmıştı özlempansiyon da birisinin kendi ismini kullanarak normal sayılabilecek yorumlar yaptığını ama, yine de ayırt etmek çok zor oluyor. Neyse en azından gerçek Berk ile yarın bir bisiklet turunda tanışacağım. Biraz ıslanacağız gibi, ama napalım. :)

Sevgili Bülent;
Ah, Edirne ne güzel bir şehirdir. Orada okurken pek kolay anlaşılamıyor bu, ama sonra gerçekten arıyorsun. Edirneye ciddi olarak ilk kez uçsuz bucaksız sıcak ve kurak ayçiçek tarlalarının arasından bisikletle tükenmiş bir halde girdiğimde hayran olmuştum. Gerçenten bir vaha gibi. Bisiklet için de tam bir cennet. Hala en büyük pişmanlıklarımdan birisi lise yıllarımda bir bisikletimin olmamasıdır.
Çok güzel bir otostop deneyimi olmuş. Bence diğer seferinde istanbula gelirken otogardan çevre yoluna çıkıp 2 km kadar otobanın girişindeki gişelere kadar yürü. Biz hep oradan otostop çekerdik. Genelde otobüsten çok daha hızlı bir şekilde varıyorsun istanbula. Ve hatta ilk seferinde bir Bulgaristanlının arabasında 1,5 saatten de az bir sürede gelmiştik istanbula. Gerçekten çok zevkliydi. Eğer hiç araba bulamazsan rahatlıkla saat başı oradan geçen otobüslerden birisine atlayıp gelinebilir. Hatta bir gün günübirlik.istanbuldan birlikte gidip birlikte dönelim. :)

Sevgilerle...

ibrahim dedi ki...

Destekliyorum ben. Gitsinler. Çeksinler, yazıp çizsinler. Sonra da okuyalım biz blogda.

Erdal dedi ki...

Bak Mustafa, kıskandım şimdi seni, bütün finalistleri inceledim yazılarını okudum, içlerinde ben yoksam, bence senin kazanman için de bir mahsur yok, :) eğer ekstra olarak yapmamız gereken bir şey varsa mail atabilirsin, Çok bebe bir blog olsa da ben de şurada nacizane gezi notları yazıyorum: http://erdallageziyorum.blogspot.com/ eğer ekstra bilgi verirsen, sizin için yazı da yazabilirim... :) Şimdiden başarılar... (hadi gösterelim sosyal medyanın ve blogdaslığın gücünü:)

Merve Uzun dedi ki...

Finalistlerin tümüne baktım ve diyorumki budur! yahu:) Mustafa ve Ümit, yolunuz açık olsun; -umarım:)-gidin, yazın, anlatın:))

Hafiye dedi ki...

Yaşadım demek için, yola düşmek lazım falan da..neden?
Ben yeterince 'neden' göremedim bu ifadelerde. Seyahat konseptinin kendi hayatlarındaki özel yeri de çıkaramadım yazılarından.

delininbiri dedi ki...

budur derim ben de :)

emretv dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
emretv dedi ki...

Birayı unuttururum sanıyordum :)

İspanyada bir bira evi varmış. Orda yaşayan bir arkadaşım öve öve bitiremiyor. Orda ısmarlayayım diyorum ben sana?

Şehnaz Paçacı dedi ki...

Kesinlikle budur! Mustafa'nın bu seyahat hakkındaki planlarını anlatırken yaşadığı heyecan ne kadar istediğinin de göstergesi zaten.

ZGRKARALAR dedi ki...

Budur olay budur yanı =)

Mustafa Öztürk dedi ki...

http://www.mozturk.org/neden-mi-seyahat-europe-is-waiting-for-mustafa-and-umit/ :)

umitorhan dedi ki...

Budur işte budur... Tüm tanıdıklarımızı zorla budurlattırdığımıza göre artık oldu bu iş Musti :) Europe is waiting for Mustafa and Umit.