07 Mart, 2010

finalist # 17: dilan ikizoğlu

Antalya'da 1985 yılında doğmuşum. Antalya Lisesi’nden 2002’de mezun oldum. 2004’te Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü’nde okumaya başladım. Röprezantlık, stand hostesliği, fuarda çocuk kitabı satıcılığı, çamaşırcılık, orta oyunculuğu, çaycılık, mutfak elemanlığı ve bunun gibi birbiriyle bir arada bulundurulamayacak işlerde çalıştım. 2008 sonbaharında karayoluyla İran’a, Pakistan’a, Hindistan’a gittim. Hâlâ da kıdemli öğrenci olarak okuyorum.

Neden Interrail?

Hasbel kader bulup çalıştığım işte kendimi, sahnede, bir orta oyunda Ermeni kadın rolünde oynarken bulmuştum ve arkadaşımdan rolü gereği anahtarı isterken ben yandan bir izleyicinin arabasının anahtarını sahneye fırlatmasıyla ordum o sorumu: Burada ne işim var? Cevabını bilmiyordum.
Bu kısa monologdan bir ay sonra eziyetle para “biriktirip” -nihayet- arkadaşımla otobüse bindiğimiz gibi İran’a gittik. İran’dan Pakistan’a geçmek için sınıra yaklaşırken yan tarafımdaki bir kamyonetin arkasında roketatara mukayyet olmak için ya da kullanması için bıyıkları tüyden kıla terfi etmekte olan sivilceli ergen gözüme ilişti. Kendimden vazgeçtim, burada onun ne işi vardı? Cevabını eminim o da bilmiyordu, yol akıyordu.
Soru, malum, hâlâ gündemimdeydi; ancak jübilesini Pakistan’da bir otobüs dolusu adamla çölü geçmeye niyetlenmişken gecenin köründe külüstür aracımızın bozulmasıyla yaptı; yetmedi bir soru daha ekledi: Bahtsız bedeviyi çölde kutup ayısı siker mi? Burada ne işim var?

Bir sorunun çok cevabı olabilir ama her cevabın içinde soru barındırır. Önümdeki manzarayla aklımdan gelip giden düşünceler arasında bir bağıntı var. Yeni sorular için hep yeni mekânlara ihtiyaç duydum yaşamımda. Bazen yolda karşılaştığım biriyle diyaloga girdiğimde yaptığı benzetme, sıklıkla yediğim bir gıdanın zihnimde yan yana koyamadığım başka bir gıdayla kombinesinin ilginç bir şekilde muhteşem oluşu ve bunun gibi durumlar orada ne işim olduğuna dair ipuçları veriyor. Kahkaha, neşe, hayat üstüne düşünme, hayatı üstüne düşürme, hüzün, hazin ve aylaklık… Çok derin bir anlam aramıyorum ama merak ediyorum: Bize insanlık hakkında anlatılanlar doğru muydu diye. Tozlu pencerenin ardında önce bunu cevaplandırmayı diledim, demli çayımdan bir yudum aldım, sonra yazıma baktım. Buradan ne işim vardı? Bu defa biliyordum.

3 yorum:

Alphan Tüfekçi dedi ki...

süpermiş

Adsız dedi ki...

daha ii bi foto gönderebilirmiş

Selami dedi ki...

bundan daha iyi bir foto olamazdı :) seni gördüğüme sevindim hataydan selami