06 Haziran, 2011

finalist # 6: ümit yasin

Aslında "yollara özlem" konusunda iyi damardan girilir ama fazla abartmayı ve şaşalı bir şeyler karalamayı düşünmüyorum. Düşünmedim mi? Düşündüm ama olsun. Kendimden gireceğim konuya.

Bir ailenin mutlu bir pazar sabahını hayal edelim. Bir fotoğraf canlansın gözümüzde. Genellikle nasıl bir fotoğraf olur bu insanlara sorsanız? Aile bireyleri masanın etrafında uzun zaman geçtikten sonra artık kendisinin olduğuna inanılan yerlerinde (çocukluğunda sandalye kavgası yapmayan var mı?) -mümkünse iki çocuklu (biri erkek diğeri kız) bir aile bu- oturuyorlar. Anne çayları doldururken baba yanında duran gazetelerden birini açıp bakıyor. Çocuklar kendi aralarında şakalaşıyorlar, baba arada sessiz olmaları için ikazda bulunuyor. E aylardan da Nisan-Mayıs olsun hadi, sıcak olmalı ya illa ki. Sonra ne olacak öylece birkaç saat geçirecekler, baba tv seyredecek, anne evle uğraşacak, çocuklar oynayacak. Aman ne mutlu ne mutlu! Ben bunun çok kötü bir hayal olduğunu ne zaman diretsem, aldığım cevap "saçmalama".

Benim hayalimse; bu kişiler evde değil arabada, o hafta rastgele karar verdikleri herhangi bir rotada ilerliyorlar. Belki poğaça meyve suyuyla kahvaltı geçiştiriliyor, belki de güzel bir yere uğranılmış hoş bir kahvaltı. Keyfimizin kahyasına göre... Hava da öyle sıcak değil, hafif soğuk belki çiseli. Bilen bilir, bazı şeylerin tadı kötü havada daha güzel çıkar.

Bence mutlu aile tablosu bu. Aynı çocukluğumdaki gibi. Her bu sorulduğunda bu cevabı veriyorsam karşımdakine, sanırım benim yollara özlemim çocukluğuma özlem. Çocukluğumdaki o maceraları bu şekilde bulabileceğimi düşünüyorumdur belki de, kim bilir?

Ben kim miyim?

İşine gelirse Giresun işine gelirse Trabzonlu olan, Selçuk Üniversitesi'nde 4. sınıfa (son değil!) geçmek üzere olan bir adet Ümit Yasin Kısa adında Hukuk öğrencisi. Gezmeyi çok seven (tabiki) yerinde duramayan bir birey. Bilgisayar başında saatlerce durabilirim tabii. Bir organizasyon olunca "ha Ümit mi o gelir, sormaya gerek yok" muhabbetlerine konu olan kişi.

Neyse kısa keseyim; liseyi Trabzon'da öğretmen lisesinde okuduktan sonra Selçuk Hukuk'u kazandım şimdilerde küt pat okuyorum, bu yazıyı yazarken de bi kaç dersi büte bırakmak için seçme aşamasındayım. Genelde derslerim iyidir, kafam basıyor azıcık. Okul esnasında bütçemin elverdiği ölçüde şehir şehir geziyorum, yol parasını bulsam yeter. Yazlar çok sıradan Peder Bey'e yardımla geçer. Tarihi mekan görmekten çok insanlarla içiçe olmak daha cazip geliyor, o yüzden millet seramikleri incelerken ben genellikle yaşlı amcalarla ya da oradaki gençlerle muhabbet kurar, bulunduğum yer hakkında değişik bilgiler alırım.

Neden bu seyahati istiyorum?

Çok açık: gencim, deli doluyum, duramıyorum yerimde. Büyük ihtimalle bu yaz benim son tatilim olacak; ardından sınavlar, mülakatlar, koşuşturmacalar, askerlik vs. Başka tatilim yok gelecek iki üç yıl için.

Ne mi yapacağım? Eğer bana çıkarsa ilk amacım interrail bileti alıp üç haftalık bir tur yapmaktı. Bunun için gitarımı, fotoğraf makinemi satmaya hazırdım. Lakin ne var ki yine de kendimi toparlayamadığımdan Yunanistan - İtalya ekseninde bir bisiklet turu düşünüyorum artık. Özellikle son birkaç yıldır Doğu Karadeniz'den göçmüş Rumların müziklerini yaşayışlarını kültürlerini araştırıyorum. Ve o insanları yakından görmek, tanışmak istiyorum. Bakmak istiyorum dedikleri kadar bana benziyorlar mı? Düğünlerinde horon çevirmek kahvaltılarında kuymak yemek istiyorum. Bu da benim için eşsiz bir fırsat. Neden ayrıyetten İtalya? E o kadar gitmişken oraları da görmek lazım. Belli mi olur kafama eser ilerisine de geçerim. Tamamen "duygusal".

Daha ne diyeyim, diğer arkadaşlara bol şans!

Blog açtım: http://ciktimyola.blogcu.com/
Biraz apar topar bir yazı oldu ama zaman sıkıntım çok fazla, affınıza sığınıyorum.

***

Bizim jüri kendisine puan verir mi bilmem ama:), işine gelirse Giresun işine gelirse Trabzonlu olan Ümit Yasin'in Yunanistan seferinden bence eğlenceli yazılar çıkar.

3 yorum:

Goktug dedi ki...

Samimi ama çalakalem olmuş.

Bu arada hayalimdekiyolculuk.org sitesi bir proje başlatmış

seçilecek 24 kişinin , 10-15 günlük Avrupa'nın 3 ülkesindeki seyahatin yol /konaklama/vize masrafları hepsi karşılanacakmış.

pansiyon bu tip imkanları arayanların uğrak yeri olduğu için buraya duyurmayı uygun gördüm.

ben ne yazık ki planlanmış seyahat tarihlerinde tezimle uğraşıyor olacağım için başvurmuyorum.

son katılım tarihi 15 Haziran , o yüzden katılmak isteyenler acele etse iyi olur.

Hafiye dedi ki...

Merak ettiği şeyler ve seyahat etmede bulduğu anlam benim onayladığımdan daha farklı. Hoş, kendisi muhtemelen benim beğendiğim şeylere 'damardan girmek' olarak bakıyor. Bence onlar damar değil, hissiyat analizi. Zira ben de güzel ama anlamsız cümleler topluluğundan hoşlanmam.

Fevzi de 'damar' yapmamıştı ama gayet anlamıştım kendisini. Ümit'i de anlıyorum. Onun için biraz tatil, muhtemelen biraz değişiklik, evde oturmamak demek seyahat. Ümit'in başvurusunda Anadolu şartlarının mahrumiyetinden ya da sıkıntısından kaçmanın öne çıkması da doğal. Anlıyorum yani ama anlayış yapamadım.

OzlemPansiyon dedi ki...

bence daha fazlası; ama yazı bize pek ipucu vermiyor (anlayışlı olamamanı anlıyorum).


ümit'in blogundan;

"yıllar

1 - daha bir şeyden haberim yok "agugu" diyebiliyorum ancak yani heralde hatırlamak da zor.
2 - yürüyorum evden kaçmaya çalışıyorum falan.
3 - daha hala sarışınım, köy çocuğuyum, dağda bayırda koşmaya başladım artık.
4 - artık hatırlıyorum, dedem vefat etti (o günü hiç unutmuyorum)
5 - elimde bi oyuncak direksiyon, geziyorum hayali turlar düzenlemeye başladım, her mahalle bir ülke
6 - o da ne, mahallenin çocukları bi araba yapmaya karar verdik!! (hey allah hayale bak ) gezintilerimizi ucuza getireceğiz tek eksiğimiz uygun malzemeler!
7 - okul başladı, toplama çıkarmayı öğrendiğim anda kendimi dükkanda buluyorum, tek başıma çalıştırıyorum, okuma yazmayı da kendim evde öğrendim :)
8 - her haftasonu bir yere gidiyoruz ailecek, şimdilerde hiç sevmiyorum evde oturmak varken arabada sürünmeyi ama ilerde hep hatırlayacağım günler. bu zamandan başlayarak üniversiteye gidene kadar sürecek olan haftasonu evde durmama aktiviteleri başlıyor. (işte yerimde duramamamın yegane sebebi)
9 - hala sessiz sakinn... elime bu zamanlarda bir atlas geçiyor, inceliyorum, ilk burada tanışıyorum malezya'yla zimbabwe'yle.
10 - 11 - 12 - 13 - buralarda fazla birşey yok kendi halinde bir öğrenci, ama gelecek hayalleri oturmaya başlıyor; dünyayı tekneyle dolaşmak...
14- hayat laylaylom, yıllar önce elime geçmiş olan atlasta dünya haritasında kendime hayali uzun bir rota çiziyorum (hala duruyor)
15 - dünya seyahati yapmış kişilerin yazılarını okuyorum artık, ama dersler peşimi bırakmıyor neyse ki "hazırlık". ülkeleri inceliyorum, yabancılarla tanışıyorum bulundukları yer hakkında bilgiler alıyorum, kendime olası bir seyahat planı çıkarıyorum; evimize bilgisayar gelmiş internette yapacak işim gücüm yok, tek eksiğim Norveçli bulmak.
16 - iyice serdim, doğru dürüst defterim bile yok (a+b)'nin karesini alıp açamıyorum- e bilmiyorum ki o ne- ama ilerdeki meslek seçimimi de yaptım çoktan; diplomat -e bol geziyorlar ya- Gideceğim ülkeleri seçtim bile. İspanya, çok merak ediyorum hafiften İspanyolca da öğreniyorum. Kenya, safarileri ucuza getireceğim aklımca ve Fransa, hani enteller hep Fransızca bilir ya.
17 - çok daldıgınım, okulun penceresinden sahil yolunu seyrediyorum, soruyorlar nereye bakıyorsun diye... Giden şanslı kişilere...
18- tek derdimiz öss oldu. hiç unutmadığım matematik hocam son bir ayda da kazanılır dediğinde gaza geliyorum, gidip 3 sayfa test çözüyorum.
19- üniversitede hukuk'a kapağı attıktan sonra araştırmalara başlıyorum, Sadun Boro'nun Pupa Yelken'ini de okuyorum. Tek sıkıntım zaman. Fakülte temmuz'un sonunda bitiyor. Ufaktan tek başıma şehirleri geziyorum az çok. Artık Google Earth var tabi ki; rotalarım modern şeklini alıyor. Ver elini Barcelona, Milano, Bağdat, Pekin.
20- interrail ile biraz geç tanışıyorum, birkaç ay önce tanışmış olsaydım tüm paramı yemezdim... yine hayali rotalar, hosteller... kısmet diyoruz. tekne için kurslarla irtibata geçiyorum. Tekne-Stop olayına ilgi duymaya başlıyorum. Hatırlayamadığım kadar çok dünya seyahati okuyorum, Hakan Öge'nin yolculuğunda bir hanımla tanışıp evlenmesinde kayışı kopartıyorum. Ha okul mu? Allah'a emanet.
21- farklı bir merak sarıyor beni artık, bisiklet. Hem daha uygun. Önemli olan kafa dengi birini bulmak. Yeter ki uzağa gidebileyim. İlk önce yakın yerlerden başlıyorum. Sille, Meram, Ilgın, Akşehir, Beyşehir. Bu arada bir de kuzey kutbuna gitme merakı sardı beni ama nasıl gidilir bulamıyorum :)

İleri yaşlarda da sanırım sürekli yeni birşeyler bulmaya çalışacağım.

Bir kilometre olsa bile gidebilmek ne güzel, bağımsızlığını hissedebilen o insan ne şanslı, yapabilene ne mutlu...

Uzaklara meraklı olmak kader olsa gerek!"