08 Haziran, 2011

finalist # 8: emre

Kaybolmak özgürlük demektir kendimce yaratabildiğim dünyamda. Dallanıp budaklanan yeni arayışlarda kendimi her bulduğumda etrafta dolanıp durmak... Güzeldir kaybolmak bilinmeyenin engin denizinde.

Bir şeyi arıyorsam kaybolmuşumdur demektir. Ben kendi yaşadığım yerde kayboldum. Elbette aranacağım sağda solda! Aradığım bir şeyi bulmak derdim değil fakat yeni bir şeyler bulmak güzel olur. Tüm gereksiz eşyaları bırakıp yanıma birkaç değerlimi almak yetecektir bana.

Her yaz olduğu gibi bu yaz da dizimi kırıp bir yerde oturmayacağım! Bir orada bir burada avare gibi dolanıp duracağım. İmkanlarımı olduğu kadar zorlayarak yaptığım bu gezilerde neler hayal edip durmadım ki. En son pet şişeden sandala talim eder oldum. Tabi tehlikeli bir görev olduğu için kimse beni bırakmadı. Biraz da yemedi tabi.

Bir düşüm var aslında binlercesinden ayırıp her daim önüme koyduğum. Bu yaz bir kanom olsaydı hiç durmaz denize açılırdım. Tabi önce İzmir Körfezi'nin ortasında bir rakı balık yaptıktan sonra.

Kano şart değil tabiki de, nasılsa Emre’ye gezi alternatifleri dolu. Yeni bir şey bulmanın verdiği heyecan oldukça yolların tadı bir ayrı çıkar. Bir an önce yola çıkmak için can atarsınız. Mola verdiğiniz zaman yemeği sabırsızlıkla yersiniz. Akşam olup çadır kurduğunuz zaman da öylece yayılırsınız zemine. Hep yüreyecek değilsiniz ya, biraz da miskinlik yaparsınız beğendiğiniz yerlerde.

Kimi zaman çadırda kimi zaman da mağarada, şezlongda, kumda, taşlıkta, komşu köyün damında uyurum. Sonuç olarak uyunacak yer her zaman vardır. Yiyeceklerim de çantamdadır hep. Yanıma bir tişört ve mayo alırım sadece ve bir hafta da olsa, bir ay da olsa, hatta bir yıl da olsa onunla idare edebilirim. Bir de taş toplarım sağda solda. Gittiğim her bir yerden bir adet taş çalar, evdeki taş koleksiyonuma eklerim. Gezdiğim yerler şehirlerden çok kırsal kesimler olduğundan dolayı, doğal güzelliklerin içinde her zaman bir su kaynağı, çeşme veya şelalelerle karşılaşırım mutlaka. Plastik şişelerdeki su, paslı musluk suyu ancak taharet musluğu suyu olabilir bana gezi boyunca.

Neden bu kadar çok geziyorsun diye sorduklarında bir cevabım da var elbet. Yaşamak için bakınıyorum. Aradığım şey bu. Yaşayacağım yeri bulunca gezilerimin sonu gelmeyecek tabii. Ama şehirde kaldığım zaman lambaların kirli ışıklarından göremediğim gökyüzünü, yerleşeceğim yerde görebileceğim. Duymaya alıştığım pis sesleri duymayacağım. Şehirdeki ışık ve ses kirliliğinin yanı sıra bilgi kirliliğinden de kurtulmuş olacağım.

Adım Emre Celali. 20 Ekim 1989 tarihinde İzmir'de dogdum, büyüdüm. 2008 tarihinde İzmir’i terk ettim ve İstanbul’a yerleştim. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde sürünmekteyim. Çocukluğumdan beri babam ve annemin gezi maceralarında bulundum. Belirli bir yaşa gelince kendi gezi maceraları şirketimi kurdum. Her seferinde benimle gezmesi için birilerini tuzağa düşürdüm durdum. Takıntılarım; taş koleksiyonu, anolog fotoğrafçılık, sütü mayalayıp yoğurt yapmaktır.

emrecelali.tumblr.com/ ve emrecelali.deviantart.com/

***

GGSB finalistlerini belirlerken, başvuruları kaç kez okuyorum, bilmiyorum. Son 2 haftadır başvuru yazıları evin her tarafına yayılmış durumda; yazılara farklı yerlerden bi daha bi daha bakıyorum, kategorilendirmeler yapıyorum.

Emre, en son elediğim başvurular kategorisindeydi. "Geriye dönme Özlem, zaten zar zor 25 kişi seçtin, daha da bu sayıyı yarıya indirmelisin" desem de kendime, bu akşam dayanamadım yine, açtım elediğim yazılar sandığını.

İki yıldır yüzlerce 'seyahat özgürlüktür', 'kaybolmaktır', 'kumda, taşlıkta, damda uyurum', 'kanom olsa denize açılırım' tadında yazı okuduğumdan olsa gerek, Emre'nin başvuru yazısı bana çok dokunmamıştı ve sonunda elemeye karar vermiştim.

Son dakika Emre'yi yeniden değerlendirmemin sebebi, kelimeleri değil fotoğrafı oldu. Belli ki bir öğrenci evinde çekilmiş. Çirkin bir perde (kusura bakma Emre:)), kornişin altında İstanbul'un havasinin ve Emre'nin bütçesinin kanıtı rutubet izleri (Hüseyin, bu açıklamalar senin için)... Odanın tavanında bir dünya haritası. Acaba kaç gece yattığı yerden o haritaya bakıp hayal kurdu Emre? Saçı-sakalı cidden bir doğa insanı olduğunu, 32 dişini görmemize olanak veren geniş gülümsemesi de onu sevmenin hiç de zor olmadığını anlatıyor sanki. Sehpada boş pet şişeler, bir de cam-sil ya da oda kokusuna benzeyen bir şey (O şey güldürdü beni:).

En ciddi sesimle Emre'yi aradım,"seni aslında eledim, yine de soracaklarım var" dedim. İki dakika sonra telefonda kahkaha atıyordum. Yazısında geçen ve edebiyat yapmak olduğunu sandığım "Bu yaz bir kanom olsaydı hiç durmaz denize açılırdım" cümlesi, bu yaz bir kanosu olsa cidden denize açılacağını söylemekteymiş:) Emre kano fiyatlarını araştırırken "Bu sefer yön, ulaşım yolu baştan serbest! Dilerseniz interrail bileti alın. Dilerseniz otobüse, uçağa binin. İsterseniz yüzün, yürüyün, pedal çevirin, kürek veya otostop çekin. Yeter ki gezin (min 3 hafta), durmayın sabit bir noktada" diyen çağrımı duymuş da, bursa başvurmuş. Kano seyahati olmazsa, hiç gitmediği yabancı ülkeler de onun için çok cazipmiş.

Bursu alırsa, yaptığı resimlerden birini satılığa çıkarır, gelecek burslar için kaynak yaratırız hem. Bunu da şimdi düşündüm:)

10 yorum:

atalay demiral dedi ki...

Yazı hoşuma gitti, ayrıca fotoğrafı görünce direk aklıma geldi: http://holygypsy.files.wordpress.com/2009/07/christopher_mccandless.jpg

Adsız dedi ki...

emre,
bursu al ya da alma seni bizim derneğe beklerim http://www.bodeka.org/

armağan

Adsız dedi ki...

elemenin sonucunda seçilenlerin gözlerindeki mutluluğu ölçemeyiz ama en azından tahmin edebiliriz ki,Emre kazanırsa eminim Beste ve Mine den daha ışıltılı gözleri olacak.Misyonu ne olmalı sorusu en basitinden bu.
Maslow demişsiniz ya aslında oradan benim teorime destek çıkar ama saat 15.14 olmuş daha sonra yazarım.
Hüseyin

Hafiye dedi ki...

Yani Özlem.
Senin yazıya dair yorumunu görmeden önce ben de klişe diyecektim. Sen demişsin. Ay çok benziyoruz yorumlama kısmında. Ama ben senin kadar şans vermiyorum insanlara. Decathlon'da kano var. Kocam tutturduğundan biliyorum. 700liraydı. Alalım Emre'ye GGSB'den bağımsız.

Adsız dedi ki...

kazanacak adayın pasaportu olmayabilir ve muhtemelen de öğrenci olacak.pasaport almak randevu vs en az 2 hafta ve vize için de o kadar süre gideceğini düşünürsek bu ay içinde sonuçlanırsa kazanan öğrenci seyahatini bitirip yeni öğrenim dönemine yetişebilir.
yağız selim

OzlemPansiyon dedi ki...

finalist sayisini sanirim 12 ile sinirli tutacagim.

bursu duyururken yazdigim gibi haziran ortasi (15-18'i arasi bir gun) bursiyerler kesinlesmis olacak.

duende dedi ki...

İş güç peşinde koşmaktan Emre'nin Likya Yolu teklifini reddetmek zorunda kalmıştım. Bence biz Emre'yle çok kral gezeriz.

Adsız dedi ki...

Sonuclari herhangi bir sekilde etkileme endisesiyle bir sey yazip yazmama konusunda cok tereddut ettim, ama oyle icimde kaldi ki bir yorum yapmadan edemeyecegim. Yorumumu da Emre’nin basvurusunun altina yazmak bana en uygunu gibi gozuktu; hem ben de Emre’nin gulumsemesini sevenlerden oldugum icin :), hem de yorumum su « gozlerin isiltisi » konusuyla ilgili olacagindan.

Zaten Beste’nin basvurusuyla ilgili olarak, hatta gecen sene de baskalari hakkinda, firsatlari olan/olmayan gencler tartismasi yapilmis ; ama ben de « firsatlari olmus » bir bursiyer adayi olarak ekranin obur tarafindan bir seyler deme geregi duyuyorum. Oncelikle, firsatlari olmamis genclere firsat tanima fikrinin altinda yatan duygulari, dusunceleri cok iyi anlayabiliyorum ve bu yonde yapilacak her turlu girisimi de oldukca anlamli buluyorum. Ama mumkun oldugunca objektif bir bakis acisindan bakmaya calisiyorum ve bu bursun cercevesi icinde dusununce bu acidan bakmak bana uc sebepten dolayi dogru gozukmuyor. Birinci sebep, basitce burs ilaninin maddi ihtiyac ya da yurtdisi tecrubesiyle ilgili herhangi bir kriter belirtmiyor olusu : Basta belitilmemis bir kriter, degerlendirme surecinde ortaya atilirsa, bu, basvuru icin az ya da cok emek sarfetmis adaylarin bir kisminin emek ve umutlarinin « kafadan » silinmesi anlamina gelecektir ve bunun hakca olacagini hic zannetmiyorum. Eger biz firsat yaratamayanlarin firsat yaratmalarina yardim edelim motivasyonu agir basiyorsa, elbette bu anlasilabilir, ama bu durumda artik bu sene gecmis olsa bile en azindan gelecek yil, bu tip bir haksizligin yasanmamasi icin bunun en bastan belirtilmesi bence oldukca onemli.

Ikincisi, yine boyle bir kriter baslangicta belirtilmemis oldugundan, dogal olarak basvuruda objektif bir bicimde adaylarin maddi durumunu belirten herhangi bir belge, yazi vs. de yok. Bu nedenle, bir ozgecmis, bir fotograf ve bir « Yollara Ozlem » yazisinin adil bicimde maddi ihtiyac karsilastirilmasini mumkun kilabilecegini da zannetmiyorum. Ornegin, kendi adima, basvurumda maddi ihtiyacla ilgili hicbir sey belirtmedim, belirtme geregini duymadim, hatta uygunsuz kacabilecegini dusundum ; eminim benim gibi dusunen baska adaylar da olmustur ve bunun bana ya da onlara herhangi bir sekilde olumsuz olarak geri donmemesi, zaten « tuzu kuru » muamelesi yapilmamasi gerekir (yapildigina dair bir iddiam yok sadece yapilabilecegine dair bir kaygim var); eger bu sekilde bir degerlendirme yapilacaksa lutfen bizlerden hatta halen bursiyer adayi olma ihtimali olan diger adaylardan da maddi durumlariyla ilgili bilgi alinsin…

Son olarak da, yaratilan firsatlarin cogu zaman teker teker yapilmis tercihler, fedakarliklar, emek ve belki ayrica cesaret urunu olduklarini da goz ardi etmemek gerekir. Elbette o firsatlari yaratmak icin herkesin ayni, uygun kosullara sahip oldugunu iddia etmek gibi bir amacim yok ; ama ozellikle seyahat konusunda kanim -cogu kez- kosullardan cok « yaratma » kisminin belirleyici rolu oynadigi. Zaten yapilan yorumun da boyle bir iddiasi oldugunu dusunmuyorum ama yine de yaratilan firsatlarla verilen firsatlari bir tutmanin yanlis olacagi hatirlatmasi da cok yersiz degil herhalde.

Farkindayim cok uzun tuttum ama affiniza siginiyorum, gercekten demeden edemeyecektim.

Mine

Adsız dedi ki...

Paraya bağımlı kısır bir döngü etrafında dönmemeli yorumlar ya da burs. Mine'nin de dediği gibi bazı insanların fırsatları vardır ama gezginlerin çoğu kendi fırsatlarını taştan çıkarır. Yola çıkma cesaretini göstermek gerekir bazen ne kadar istekli olduğunu göstermek için.
Bunun yanında özlem pansiyonun bu bursu tek katmanlı bir değerlendirmeden geçirdiğini kesinlikle düşünmüyorum. Değerlendirmenin içinde para+istek+emek hepsi vardır. Artık maddi olanakların birincil öneminin olmadığın söylendiği bir yarışmaya aynı türden yorumlar gelmemeli.
Yolda olmak isteyen insan ne yapar eder yola çıkar. Hiçbir olanağı olmayıp yola çıkanlardanım ve bunun mümkün olduğunu iddia ediyorum.
Bu arada emre'nin fotosu gerçekten de christopher mccandless'a benziyor. Bilerek mi böyle çekilmiş öğrenmek isterim.
sevgiler,
esra

Adsız dedi ki...

gezginler ülkesi değiliz onu bırakın gezmenin çoğunlukla lüks sayıldığı,zenginlere mahsus olduğunu düşünen insanlarımız var.bu o kadar açık ki,gezi bloglarına bakarsanız ucuzluğu abartılı anlatan,harcadığı parayı olduğundan düşük göstermeye çalışan veya sanki bu konuda mahcubiyet yaşıyor izlenimi veren gezginler görürsünüz.yani gezi için kendi maddi imkanını yaratan insanlar dahi çevreden olumsuz tepkiler alacağını düşünüyor veya alıyor.ama burs olunca bir açıklaması var gezmenin bu da ruhen rahatlık sağlayacaktır.belki bu anlattıklarım çevresi geniş görüşlü gezginler için uzak görünse de ülkemiz gerçeğidir.demem o ki maddi imkanı olup ona rağmen yukarıda anlattığım sebeplerle özgürce gezemeyenler için burs fırsat diyelim.
hüseyin