peru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
peru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım, 2006

kayip sehir, machu picchu



Neden gizemli olan seyler cekicidir?

Tamamen ciplak bir kadin yerine usturupla acan, az biraz gorunen dekoltesinde binbir gece masallari vaadeden kadinlar (Yani ben erkek yazarlarin yalancisiyim. Yoksa nereden bilicem hangi kadin cekici?)…

Ya da karanlik erkekler (Bu konuda kesinlikle fikir yurutebilirim!)… Hayatiniza apansiz giren, nerelerden gecerek bugunlere ulastigi bir turlu tam netlesmeyen ve muhtemel ne yaparsaniz yapin hic bir zaman tam olarak cozemeyeceginiz, geldigi hizda elinizden kayan erkekler…

Dogru bir benzerlik olmayacak, farkettim ben de. Ama etkili bir giris oldugunu kabul edin canim siz de:)

Machu Picchu, 95 yil once Amerikali bir bilim adami olan H.Bingham tarafindan, kaynaklarda gecen baska bir Inka sehrine ulasmaya calisilirken sans eseri bulunmus. Bulunmus ama... Inkalilarin yazi kullanmamasi, onlarla ilgili kaynaklarin sadece Ispanyollarinki ile sinirli olmasi nedeniyle sirlarini hala koruyor. Neden yapildi, kimler yasadi, nicin apansiz terkedildi, niye bunca yil bulunamadi vs. Pek cok ayri senaryo uretilmis. Aslinda gizli kalmis olmasi o kadar mantikli ki! Bunu oraya gidince ve sehri sarmalayan daglari gorunce daha iyi anliyorsunuz.

Machu Picchu’ya gitmenin 2 yolu var; Cusco’dan 4 saat suren tren yolculugu ya da Inkalilarin yaptigi gibi tabana kuvvet yurumek; yani meshur Inka Trail. Ben tembel isi olan treni tercih ettim.

Gerci ziyaretci sayisinda kisitlama getirildigi icin oyle caniniz istedigi anda Inka Trail’e katilamiyorsunuz. Gunler oncesinden rezervasyon yaptirmak gerekiyor. 3000 metrelerde ortalama 4 gun surecek bu yolculuguna katilmadan once fiziksel kondusyonunuzun uygunlugundan emin olmakta fayda var. Rehber en onde basip gidiyor, grubun en arkasinda kalip hem ozguven incinmesi yasamamak, hem de jungle ortaminda bir basiniza kalmamak icin grup ritmine uymak onemli. Buralarda “Canim, parasini verdik. Bize sahip cikmalari lazim” tatilci psikolojisinin islemedigini dinledigim hikayelerden biliyorum. Boyle bir yolculuga yine de cikmak isteyenlerin birkac gun once gelerek yukseklige alismalarini oneririm. Normal yolda yururken bile insani bitap dusuren, nefes problemleri yaratan bu durum, formunuzun zirvesinde olsaniz bile beklenmedik zorluklara yola acabilir.

Machu Picchu cok guzel. Uzerinden neredeyse 10 gun gecti, ben bu arada 2 ulkeden daha gectim, ama hatirasi tum tazeligiyle hala aklimda. O guzellik disinda muhtemel daha uzun sure aklimdan cikmayacak manzara, yasam sevinciyle dolu yasli turistler. Duz yolda yuruyemez dedigim bastonlu bedenler, benden onde keci gibi tepelere tirmaniyor azim ve istekle dolu. Merak duygularini, dunya guzelliklerinden aldiklari neseyi, yasama sevinclerini giden genclikle kaybetmemis insanlar bunlar. Bizim ulkemizde 50’sine gelen insan ote tarafa gecmeye psikolojik olarak hazirlanmaya basliyor. Hayatta artik ne yapabilecekse yaptigini dusunen, beklentilerini kaybetmis ya da beklentileri sadece cocuklara, torunlara endekslenmis, yasam sevinci cilizlasmis 50 yas uzeri insanlarla dolu ulkemiz. Olumu beklersen, olum uzatmadan geliyor bence.

Machu Picchu’dan sonra bir gun daha Cusco, sonra Lima, sonra yeniden Buenos Aires… Ve Eda ile hakikaten edali gunler. Bana prenses diyen Steve gelsin de gercek prenses neymis gorsun!:)

“Igh!.. Ozlem, bu otel cok pis” (O sirada hatunun bunyesinin asgarisi oldugu icin 4 yildiz otelde konaklamaktayizdir)

Azar azar azalttik yildizlari. En son baktim krallar gibi uyuyor Uruguay’daki yildizsiz odamizda. AC yok diye soylenmekten bile vazgecti. Actik odanin camini, mis gibi dogal hava. Bir hafta daha kalsa tum uyuzluklarindan arinacakti bence, ama Miami ve hayati onu bekliyordu. Gitti biraz once.

Beni ne bekliyor?!? Az kaldi donusume...

16 Kasım, 2006

inkalar, gunesin ogullari

Himalayalari andiran manzaralar sebebiyle Peru’nun Katmandusu deniyor Cusco’ya.

Amerika’nin en onemli arkeolojik bolgesi, GA’nin duzenli yerlesime sahip olmus en eski sehri, Inka Imparatorlu’nun baskenti. Simdilerde ise bir turizm cenneti.


3326 metre yukseklikteki sehir, deniz seviyesinden gelenleri fena carpabiliyor. Bazi turistlerin ilk gunlerini yukseklik hastaligina yakalanarak yatakta gecirdiklerine sahit oldum.

Cusco’yu ve Machu Picchu’yu anlatmadan kitanin tarihinden ve Inkalardan biraz bahsetmemek olmaz.

Kabul goren dusunce Amerika’ya gocun Dogu Asya’dan (Bering Bogazi ve Alaska uzerinden) 12.500 yil once basladigi seklinde. Hangi ulkeye gidersem gideyim, agzimi acana kadar o ulke vatandasi sanilmam seklindeki kisisel deneyimim ile ben de bu goruse katiliyorum. Yani eskimolar ve kizilderililer bence de Turk:)

15.yy’da Colombus’un Asya’nin zengin baharat adalarina ulasacak yeni bir yol bulma cabasi, kesfini kendisi farketmemis olsa da, kitanin tum kaderini degistirmis.

Pre-Colombian period denen, Colombus’un kesfine kadar gecen binlerce yillik zaman icinde Guney Amerikalilar, avcilik ve ilerleyen yillarda da tarimla ugrasan, daginik gelismemis topluluklar olarak yasamislar. Son birkac bin yillik donem icinde ise gelismis sayilabilcek bazi toplumlar on plana cikmis; Peru’nun merkezinde Wari, kuzey sahillerinde Chimu, Cusco’da Inka ve Bolivya’da Tiwanaku.

Inka, Colombus oncesi donem icindeki en sofistike uygarlik. 1430 yilina kadar Cusco ve vadilerinde takilan kucuk bir devletken, komsu topluluklarin saldirilari canlarina tak etmis, “en iyi savunma saldiridir” diyerek Ant Daglari boyunca “onumuzu gelene bir tekme” seklinde ilerlemisler. 16 yy baslarina gelindiginde kuzeyde bugunun Kolombiya’si, guneyde merkez Sili’ye kadar sinirlari genislemis (Ekvator, Peru, Bolivya, Sili ve Arjantin’in Ant bolgesi), en az 12 milyon insani yoneten bir imparatorluk olmuslar.

Inkalarin topraklarina toprak kattiklari ve guclerinin zirvesine eristikleri bu donemde Avrupali da bulduklari topraklardaki zengin madenlerin kokusunu coktan almis bulunmus. Ispanya ve Portekiz, Asya ve Afrika Portekiz’de, Guney Amerika’da kesfedilen yeni topraklar ise Ispanya’da kalacak sekilde bir anlasma yapmis ve birbirlerinin yoluna cikmamayi kararlastirmislar. Ancak yapilan anlasmadan birkac yil sonra Portekiz Brezilya’yi kesfedince anlasma revize edilmis.

1525 yilinda Inka Imparatoru Huayna Capac olurken, imparatorlugu 2 oglunun birlikte yonetmesi icin paylastirmis.Kuzeyde kalan topraklar (Ekvator, Quito bolgesi) Atahualpa’ya, guneydeki topraklar ise (Cusco bolgesi) Huascar’a kalmis. Ilerleyen yillarda 2 kardes iktidar icin birbirini yer ve ic savas nedeniyle imparatorluk kan kaybederken, Ispanyol Pizarro az sayidaki ama kaliteli ordusuyla guneyin altin imparatorlugu Inka’ya olduren darbeyi indirmis (Ic savasin firsatci Batili’dan baska kimseye faydasi olmadigina bir ornek daha!).

Jared Diamond’ın "Tüfek, Mikrop ve Çelik" isimli kitabini okumustum yola cikmadan hemen once, Mark sayesinde. O kitapta Pizarro´nun Inkalilari nasil altettigi cok carpici bir sekilde anlatiliyordu. Kitap ustune yazilmis bir yazi buldum. Ozet bilgi almak isteyenler linki tiklasin!

Cusco’ya gelirken nihai hedefim her gezgin gibi Machu Picchu’ya gitmekti. Cusco’da anladim ki Inkalarin izleri bu sehirin ve civar tepe ve vadilerde her yere yayilmis. Ispanyollar geldikleri gibi tum medeniyeti talan edip, her yeri yakip yiksalarda, yeni sehirlerini Inka medeniyeti ustune kurmuslar. Cusco, Inka taslari ustune oturtulan kolonyal mimari eserleriyle dolu. Cusco’da ve Cusco yakinlarindaki Sacred Valley’de Inka kalintilarini gormek mumkun. Saqsaywaman, Pukapukara, Pisac, Ollaytaytambo bunlardan yalnizca birkaci (Yukarida, bu arkeolojik bolgelerin fotograflarini goruyorsunuz).

Bir yandan Cusco’da Inka Medeniyeti’ni tanimaya calisirken, diger yandan da akip giden gundelik hayati ve Inkalarin torunlari olan Perululari anlamaya calisiyorum. 300 binin uzerindeki nufusuyla Cusco’da bugun baska bir hayat var. Birkac gun icinde Peru’da belediye baskanlik secimleri yapilacagi icin tum ulkede bir secim cumbusu yasaniyor, bize de renkli kampanya etkinliklerini izlemek dusuyor.

15 Kasım, 2006

titicaca´nin kardelenleri


Bolivya ve Peru’nun paylastigi, Guney Amerika’nin en buyuk golu: Titicaca. Tasima yapilabilen dunyanin en yuksek tatli su golu (3820 m) ayni zamanda. Efsaneleri, tarih boyunca gorup gecirdikleri, uzerinde saz adalar kurarak alternatif bir hayat suren insanlariyla ozel bir yer. Inka mitolojisine gore gunes buradaki Isla de Sol adasinda dogdu. Bolivya tarafinda yeni bulunan bir arkeolojik alan nedeniyle kayip uygarlik Atlantis´in aslinda bir kita degil, bu goldeki sular altinda kalan adalardan biri olup olamayacagi da tartisiliyor.

Uru´lar sazdan yaptiklari yuzen adalarinda yasiyorlar. Saz adada olmak garip geliyor bana. Uzerinde yurudukce saz esniyor, biraz icine gomuluyorum. Ogreniyorum ki sazlar curudukce yenileri ile degistiriliyormus. Ada 12 yilda tamamen curuyor ve yenisi yapiliyormus.

Titicaca Golu’ndeki cocuklari nasil anlatmali? Ciplak ayaklariyla sazlarin ustunde zip zip, gelen turistlerden bir seyler kapmaya calisiyorlar. Tombis yanaklari soguk ve gunesin karisik etkisiyle muhtemel, siyaha kacan bir kirmiziyla boyanmis sanki, narin cocuk derileri kalinlasmis.

Uruguay’li arkadasim hazirlikli; yaninda seker getirmis cocuklar icin. Cocuklarin hepsi onun tepesinde. Gozleri doluyor bir ara. Yuregine bir sey oturdugunu soyluyor. Benim de oturdu. Iste o gunden beri surekli icimden Kardelen´i soyluyorum.

Ne senden fazlayım, ne senden az/ Aynı macerada ayrı biraz/ Gözle biçim biçim, kalple anlar içim / Ayrı gayrı olmaz, sen yoksan ben hiçim
- Aç kardelen, aç / Dağın olayım, suyun olayım, göğün olayım, aç
Her çiçeğin kar altından güneşe giden masalında / Yaşamak yeniden tazelenir, yeniden anlamlanır / Işığa uzanırken kardelen kış rüyasından / Ümidin mucizesiyle, sevince uyanır.


13 Kasım, 2006

cusco´da bulusma

Dandik bir hostelin, zeka fakiri gorevlisini asarak 2 ay once Kolombiya´da biraktigim Steve´i bulmaya calisiyorum:

O: Merhaba, burada kalan bir arkadasimi gormeye geldim.
G: Adi ne?
O: Steven Hall, Kanadali.
G: Burada oyle biri yok.
O: Burada olduguna eminim. Mesaj atip otelin adresini vermis.
G: Yok dedim ya. Olsa bilirdik herhalde. Yarin bir daha geldin sorun.
O: Ya kardesim. Cocuk burada oldugunu yazmis. Bir misafir defteriniz filan yok mu?

Saklamaya gerek gormedigi ani nefretiyle oglanin kasi gozu oynamaya baslar. Herhangi bir sekilde yardim etme niyetinde olmadigini anladigimdan baska yollar denerim.

O: Burada kac oda var?
G: 11.
O: Kaci single room?
G: Biri.
O: O oda simdi dolu mu, kim kaliyor?
G: Bir cocuk. Kanada´dan.

Ortami bir sessizlik kaplar. Oglan kimi aradigimi sonunda anlamistir. Ve benden nefret etmek icin cok daha hakli sebepleri vardir artik. Birbirimize tislayarak dagiliriz.

Dayandim Steve´in kapisina. Ilk goz agrim. Ozlemisim sipayi:) Birbirimizin az kahrini cekmedik. Bizimki yine yataga yaymis kitaplar, defterler. Birlikte gezerken de geceleri oyuncak bebek yapardi. Ben sikilip pofladikca da, hobi edinmemi saglik verip dururdu. Saka maka, kendimi eylemeyi ogrendim bu yolculuk boyunca. Bebek yapmadan hem de:)

Iki gunluk bulusmada gecmis 2 ayin dedikodularini yaptik. Simdi ben Machu Picchu´dayim, Steve 3 gun once terkettigim Titicaca Golu´nde. Bir daha kimbilir ne zaman, nerede denk geliriz.

Aklimda yine degisik dusunceler... Bir yandan Peru´yu dusunuyorum. Izlerini surdugum Inkalari. Diger yandan Sezen Aksu´nun Kardelen sarkisini soyluyorum icimden. Donunce bisey yapmali diyorum, bisey yapmali. Bunca sefaleti bos yere gormus olamam ben. Kaldirdim kafami gomdugum kumdam. Simdi de bilmenin sorumlulugu coreklendi cigerime. Sonra, dun bir solukta okudugum Puslu Kitalar Atlasí aklimda. En az 5 yildir kutuphanemde bekleyen, cok iyi oldugunu duydugum halde niyeyse hic baslamaya tesebbus etmedigim kitap, ne sekil bir sagduyuyla hareket ettiysem bavul yaptigim vakit, ablama biraktigim canta ile ulasti. Dogru zamani beklemisim demek. Siddetle tavsiye ederim.