21 Nisan, 2006

otostop vukuatları

Yaş 17. Ben Adana’da bir kere otostop deneyimi yaşamışım ablama entegre olup ama Yonca ilk defa milli oluyor. Heyecan dorukta. 2 oğlan aldı bizi. Okuldan Levent’e gitmeye çalışıyoruz. Yonca çocukların her hamlesinde bağırıyor; “Aman yavaş sür kardeşim”, “Aman sakin olalım”, “Aman bu yoldan nereye gidiyorsunuz?”. Eni topu 10 dakikalık yolda kaç aman çıktı, sayamadım. Sonradan anlaşıldı ki; bizim çocuklar liseye gidiyormuş ve haliyle ehliyet filan da yokmuş. Polise enselenmek üzereyken öğrendik. Böylece başladık bu işlere…

Üniversite hayatımın neredeyse tamamını değişik yerlerde, tekil ya da çoğul olarak otostop çekerek geçirdiğim için aslında anılarımdan gerçekten kitap yazılır. Bazen düşünüyorum, gerçekten beni bilinmez güçler korumuş. Fazla rahattım ben; yalnız başıma otostop çektiğim en az 3-4 araçta uyuduğumu hatırlıyorum. Arabada uyumanın en güzel yanı, şoförün sizi yol kenarında bırakmayıp, kapıya kadar götürmesidir. Bana her seferinde aynı şey oldu; gideceğim mekanın kapısında dürtmek suretiyle uyandırıldım.

En az 3 kere silah gördüm bindiğim arabada. Silahlı amcamlardan biri superdi; Taksim Evlendirme Dairesi’ne yetişmeye çalışıyorum. Her kiminse birinin nikahı var. Amcamın Mercedes altında, belde tabanca görünüyor kenardan, ayakkabılara topuktan basılıyor. 15 dakika da uçarak gittik okuldan Taksim’e. Benim için emniyet şeritlerinde gidildi, dörtlüler filan yakıldı. Delikanlı adamdı:) Kötü bir olay bir keresinde Yonca'nın da silahlı anılardan birine dahil olmasıdır.

Hayatımda kullandığım 2. araba (ilki sürücü kursunun arabası), otostop çektiğim çocuğun arabasıdır. O sıra yeni başlamışım sürücü kursuna (yani sadece 1 ders almışım), çok böbürleniyorum ilk hamlede arabayı sürdüm gittim diye. Boğaz hattında ilerliyoruz. Bebek civarına gelmişiz. Çocuk çekti kenara. “Gel sür” dedi. Sürmem mi? Karizmayı çizdirmemek için aldım, sürdüm vallahi.

Bu çocuk çok harbi çocuktu; arabasını sürdüğüm vukuat aslında 2. karşılaşmamızdır. Yanlış anlaşılmasın, buluşmuş filan değiliz. Yolda 2. kez otostop çekerken denk geldik yine. İlkinde bir gece alemden dönüyoruz. Yanlış hatırlamıyorsam kadro Oguz, Seval ve ben. Bu çocuğun yanında bir de arkadaşı var. Muhabbet her nasıl o noktaya geldi bilmiyorum. Dedim ki “Ben hiç Kilyos’a gitmedim. Bu gece o gece. Kilyos’a gidersek denize gireceğim”. “Gitmeyen göt olsun” ile başlayan muhabbet, “girmeyen göt olsun”la sürdü. O Kilyos’a gidildi. Vakit ya kış, ya bahar. Öyle yaz filan da değil yani. Makul bir deniz kenarı bulunamadı; ben yandan çarklı da yapmış olabilirim, emin değilim. Suya girmedim. Bu çocuk çok sağlammış ya, yazınca farkettim… Adı neydi ki? Bulun getirin dedim!

Bir mezunlar günü. Güneyden kuzeye çıkmak için yine bir adamın arabaya atladım. Janti bir mezun, buyurdu “Sizi bir drink içmeye davet etsem”. Benden yanıt: “Merci, kullanmıyorum”.

Bir dönem var ki, her gün başıma bir sarkma vakası geliyor. Herhalde o dönem zayıflamış filanım. Yazma katsayısı tavan yapmış durumda. Günde min 4 adet uygunsuz davet alıyorum. Azimle vazgeçmiyorum ama otostoptan. Sürekli söyleniyorum bindiğim araçlarda. “Yani bilemezsiniz, dünyanın çivisi çıkmış. İnsanların ardamarı çatlamış. Yani bu ne rezillik. Başıma sürekli şöyle şöyle şeyler geliyor”. İnene kadar söyleniyorum ve söyleniyorum. Çoğunlukla adamlar da bana hak veriyor. Aynen uyunması durumunda hep kapıda bırakılmam kadar kesindir sonuçlar, bu benimle birlikte küfreden adamlar, her seferinde yolun sonunda beni bir yere davet etti. Neymiş, konu açılmaya görsün. Sonuçta her zaman bir davet gelir. Pes yani!

Bir keresinde Avcılar’a gideceğim, annemlere geç kalmışım, Cuma akşamı olmuş. Tam helk tabakasından 3 amcanın arabaya bindim, Şahin filan araba. Onlar Merter’e gidiyor. Ooo dedim, nefis. Bunlarla bir muhabbet kurarsın, Cuma akşamı, adamlar 2 saat yol uzatıp annemlerin kapısında bıraktılar beni yine. Yolda bir de durup çiçek aldılar. Vallahi sarkmadılar. Anneme verdim, "sana çiçek aldım" diye. "İtiraf ediyorum anne. O çiçekleri adamlar aldı!"

Bizim bir de meşhur Vahap amcamız oldu. Bir gece otostop vesilesiyle tanıştık. Olc, ben ve Ceycey. Bizi gece Taksim’de bir night club’a götürdü Vahap amca:) Girdiğimiz ilk ve son night club’ta odur. Muhabbete o kadar doyamadı ki; ertesi gün bizi okuldan aldı, aile evlerimize dağıttı. Önce Ceycey G.O.Paşa. Sonra beni Avcılar’a. İşin trajikomik yanı, bizden sonraki akşam o night club’ta kavga çıkması ve kapıdaki bodyguard’ın öldürülmüş olması. Diyorum ya, bilinmez güçler bizi koruyor.

Bi kere de travestilerin arabaya bindim. Bunlar ama Etiler’de oturan, zengin manitalı travestiler. Bana işin rajonunu derinlemesine anlatmışlardı. Nasıl zengin adam bulunur filan. Beni evlerine de çağırmışlardı; gitsem ya arada… yakınlar da. Şu yol-yordam meselesini pek kavrayamamışım belli ki.

Bir kere bindiğim araba kaza yaptı. Hafif bir yokuştan tırmanıyoruz. Önde arabadaki kokoş kadın geri geri kayarak, geldi bize çaptı. İndi arabadan bir de bağırıyor. “Polis gelsin. Suçlu sensin”. Çocuk dedi ki: “Sus kadın, ben trafik polisiyim”. Bizim polisin davudi bir sesi var; Adana’lıymış bir de. Böyle ses az bulunur. Hemşoya teşekkür ettim, dağıldık. Çok komik hikayedir bu, dinleyin. Bu olayın üstünden 3-4 yıl geçti. B at B’de oturuyorum. Bir çocuk geldi. Sesini duydum, tanıdık. Hemen olayı hatırladım. “Aaaa dedim ben seni tanıyorum. Bak yıllar önce şöyle şöyle bir olay gelmişti başımıza”. Dedi ki; “Yok o ben değilim. Ama olayı biliyorum. O benim ev arkadaşımdır. Ben de polisim”. Bir ses bu kadar mı benzer, yani; hem oha, hem çüş! Geçen yıl yine çekmişler benim arabayı. Oflama püfleye söylene gittim arabayı çekmeye. Ağlayınca cezayı iptal ediyorlar; o yüzden ağlamaya da hazır sayılırım. Bi baktım, bizimki. O ceza iptal edildi; çay içerek ayrıldım:)

Peki peki sizce maksium kaç kişi birlikte otostop çekebilir? Ben 20 kişi ile tek araca binmiş biriyim (gerçi okurlarımın çoğu da o taşıta binmişti). Fethiye’ye tur götürdük, bir bahar bayramı. Ölüdeniz’e gitmeye çalışıyoruz grup olarak. Kamyonumsu bişey durdu; atladık hep birlikte kasasına. Şarkılar söyleye, oynaya gittik. (Aynı günün ilerleyen saatlerinde, tarihimdeki ilk motosiklet kazamı da gerçekleştirdim. Otopark’ta duran arabalara çarptım. Otopark görevlisinin yardımıyla kaçtım. Ama ama fakir bir öğrenciydim ben. Vallahi param olsa verirdim).

En eğlendiğim olaylardan biri, he he, güney kampüs otoparkında otostop çektiğim halde beni arabaya almayan sosyete kantin kızının arabasının yokuşun ortasında bozulmasıdır. Ettiğim bir bedduanın başka da tuttuğu görülmemiştir. Göz göze geliş anımız vardır ki, hatırlayıp 3-5 yıl güldüm.

Bir de Yonca’yı çok eğlendiren bir olayım var. Trafik sebebiyle durmuş olan arabaya bindim, oturdum. Adamlar dumur, Yonca dumur, ben dumur. İnmedik haliyle; paşa paşa devam ettik yola. Yonca'da bindi sonra:)

Otostop çekerken araç ayırt etmedim hiç. Kamyona bindim (vallahi uzun yol şoförleri çok muhabbet, tavsiye ederim), kamyonete bindim, en cancanından en garibanına her çeşit arabaya bindim, motora bindim (Son motor vakamı Oğuz anlatsın, hala olayın şokunu atlatamamıştır), neredeyse bi kere bisiklete bile binecektim:)

Yazarım belki ara ara… Otostop anıları bitmez vallahi.

6 yorum:

Hafiye dedi ki...

4-5 kiz birden otostop cekince ister istemez arabada bir arbede yasaniyor. Bi keresinde Ilke, "Ayagimi xtiniz laayn" diye bagirmisti da Adanali Adanali, janti sofor indirmismis onlari yolun ortasinda. Kaba buldu anlasilan. Hehe.

Ben otostop cekmezdim. Bi seferinde yanimdaki biri cekmisti de ben de binmistim. Kuzeyden guneye iniyoruz. Ben ondeyim. Inerken arabanin acma kolu elimde kaldi. Cok utandim, cok ozur diledim. Sofor cok kizdi bana. Zaten de gonulsuzdum, o son olmustur.

Cozie Ozie dedi ki...

Ay Gozlemcim, bu yazi da super. Evet yani, kamyonetin arkadasina binip sarkilar soyleyip Oludeniz'e gidisimizi hatirladim. Ne super bi tatildi. Simsilay-Gozlem Organizasyon Komitesi... Ama hic unutamadigim senin motorsiklet kazan ve de Cici'nin sana bagirislari, sonra da senin koskocaman plaj sapkan ve de gunes gozluklerin ile olaydan sivismaya calisman...

Bu arada, son motorsiklet otostop olayini da yazayim. Evet millet, Bodrum 2005. Kolcay, Yonc, Amerikalilar, Gozlem ve de ben tatildeyiz. Artik millet yasli. O gece partilemek istemedi millet. Ben 2 hafta Avrupa'da ortalama 3 saat uyumusum her gece, hani artik olmek uzereyim. Gozlem'i kiracagima belimi kirarim diyerekten (ki belimi harbi kirdim sonunda, sormayin...) partiliyoruz. Saat olmus sabahin yedisi. Ben sakat kedi... "Sabah 9:30 AM'de Amerikalilar'la gemi turuna cikicam, otele donelim artik yaaaa" diye soyleniyorum. Gunesin dogusunu izlemisiz (kapali olan bari actirdik koko Istanbullular sagolsun). Bu arada o barda da Gozlem az daha barmen cocugu isten attiriyodu. Gozlem tutturdu Orhan Gencebay'dan bi sarki. Cocuk, ambiyansa uymaz diyo, bizimki diretiyo, "ya dedim Gozlem kasma". Neymis efendim cocugun pantolon neden cok bolmus, kicini goruyormus kizimiz, uygun degilmis. Ben de "kizim yaziktir, gunahtir, cocuk Denizli Universitesi ogrenci, 3 kurus kazaniyo, isinden edecen" diye soyleniyorum... Neyse konuya geri donelim. Ben sirti sakat sahis, sekeleye sekeleye yuruyorum, kizimizin gonlu olsun diye sabahlamisim. Gozlem tabii gemiye felan gitmiycek, uyuyacak tum gun, Cici ozel arabasiyla alicak kizimizi... Neyse aaaa yoldan bi motorsiklet geciyor, citir da bi cocuk. Kizimiz beni birakip cocugun arkasina binmez mi? Bir de bana arkadan "Sultanahmet koftecisine gel, umkay, byeeee" cekmez mi??? Seke seke vardim olay yerine. Kizimiz oturmus, milletle sohbete koyulmus bile. Ani oldu. :) Ben RUH seklinde gemi turuna gittim, kizimiz da tum gun hamakta yatmis dinlenmis... Olay budur. Sevgiler herkese...

OzlemPansiyon dedi ki...

yani bi olay ancak bu kadar karmaşık annatılır cozie ozie:)

sondan başlayarak anlatiim:
sabahın kör saati tıngır mıngır dar yoldan geçmeye çalısan bir motorun atlarım önüne; "dur" derim çocuğa (motor ehliyetimi henüz almışım, aslında fantazim bi turda bana attırması, ama oğlan da zaten köfteciye gidiyomuş. 3 adım sonra yol bitti). mecburen durur cocuk. binerim arkasina fütursuzca."yuru" derim, yurur. gormemis boyle buyurgan kadin.

bagiririm oguz'a da; "köfteciye gel". olaydaki komik yan, zort diye durdurmamdır aslında motoru. oguz mekana varır 5 dk sonra; ağlar da ağlar: "vay sen beni bıraktın da, vay ben zaten sakatım da, vay asıl ben yürüyemiyodum da... vay da vay". köftecide oğlan ve arkadaşlarıyla güzel güzel yemek yiyoruz; oğlanlar dağıldı tabi bu vaylar karşısında:)

olayın daha başına gelirsek; benim için zabaha dek dans etmesi gereken sakat ozie o gece 2 kokoş'la tanıştı. o dakikaya kadar zaten ne oynamak, ne eğlenmek. özel yatlarıyla gelmiş kokoşlar; beni ora bar'da barmaid'lik yaparken görüp zaten bi tav olmuşlar. sonra diğer mekanda da cozie'yle tanışınca pek bi kanka olduk haliyle (bunlar çift bu arada). cozie bunlara bayıldı. bunlar efenime söyliim tarkan'ın filan kankalarıymış. bizimki hayallere daldı "ahh anacım ahh, türkiye'de yaşasam bak nasıl çevrelerle arkadaşlık edeceğim. kaldım yaban ellerde"

gelelim dj'le orhan gencebay ve düşük don barmen olaylarının perde arkasına.

zaten zabahın körü; barda 3-5 kişi kalmışız. onlarda bizim kokolar, bar sahibi ve sayemizde açık kalan barda oynayan birkaç genç. ben tutturdum dj'e batsın bu dünyayı çal da çal:) dj'de nazlanıyo, cilve yapıyo biraz. yok diyo, zart diyo, pırt diyo, uymaz diyo. ama pek bi keyiflendi ısrar etmemden. sonra ben bar sahibiyle selam söyleyip bi daha batsın bu dünyayı isteyince, olayın rengi değişti biraz.

donu düşük oğlana da dedim ki; evladım, bi kemer tak. çatalın görünüyor. ayol, ne işten attıracam. geyik yapıyom, töbe töbee. bizim küçük oğlan bi bozuldu. kıçını gösterirken utanmıyo da biz söyleyince mi utanıyo, allah allah.

bizim cozie başladı yine vay sen bu oğlanları işten attıracan... vay bunlar zaten gariban... vay da vay:)

budur yani.

vay da vay! ben ne kötü kadınmışım bea!

bar vukuatlarına doğru hızla ilerliyoruz. kaçarı yok; onlardan da bi kitap yazılır.

Cozie Ozie dedi ki...

Gozlemcim, kusuruma bakma. Konu konuyu acinca Moguz Yangin costu, hersey kisa surede is saatleri icinde yazmaya calisti, klasik panik oldu, sagini solunu sasirdi, olaylari karmasik bir sekilde anlatti. :) Sen clarify etmissin cok sagol anacim. Harbi eglenceli bir gece idi aslinda. Bak ne kadar ani oldu, dedigin gibi "ANI OLSUN" diye yasamali.

Bar olaylari evet, kitap, hatta 5-6 cilt ansiklopedi olur anacim. Sen basla, biz de ekleriz, katkida bulunuruz. Opuldun koklandin, haydi byeeeeeeeeeee!

Adsız dedi ki...

kilyos olayında ışılayda vardı
bi de yonca mustafa sandalın arabasına binip siz kolon taşıyıcısımısınız diye sorduğu bi otostop vakası vardı
...seval..

Adsız dedi ki...

merhaba
sağlık blogumla link değişimi yaparsanız sevinirim. gunluk ziyaretçi sayım 250-300.

http://hepinizindoktoru.blogspot.com/

Dr.Oktay
oktaytolga1969@hotmail.com