12 Ekim, 2006

brezilya'ya yolculuk: 'her yerde kar var'

Hayatimdan insanlar akiyor. Her insan ayri bir ulke. Ve her ulkede kar diz boyu aslinda.

Uzun yolculuklarda her gun elde harita oradan oraya kosmak yok. Bol muhabbet var (En azindan benim icin). Bol hikaye var. Gunlerce hostelden cikmayan gezginler gordum, TV odasinda oyle takiliyorlar.

Sadece son 2 gunden size ornek vereyim, ne cesit insanlara denk geldigime dair fikriniz olsun.

Joann; Amerikali, 64 yasinda, backpacker. Son 13 senedir yilin 8 ayini seyahat ederek geciriyor. 100'un uzerinde ulke gormus. 2 kere evlenip bosanmis. 50'sinden sonra nisanlandigi adami Tahiti'de birlikte tatil yaparlarken kaybetmis bir kaza sonucu. Konuskan bir kadin. Turkiye'yi cok seviyor. Turkiye'deyken bir adamla flortlesmis, adam israr etmis o gece birlikte olmalari icin. Yok demis. Ama sanki biraz pisman simdi. Yahu, bu isin bir final yasi yok mu? Yani olene kadar mi mokoko?

Gozumun onune 54'unde hayata noktayi koyan anneannem geliyor. Tonton anneannem, bazen camin onunde sokaktan gecenleri izliyor, bazen torunlara kazak oruyor. Sirtta canta, yilin 8 ayi, hostellerde yasamak. Bir de arada erkeklerle tanismak, opusmek filan. Hops, noluyoruz?

Adini hatirlayamadigim Gana'li adam; Haliyle zenci, 48 yasinda. Cok yer gezmis, degisik ulkerde yasamis son 19 yil boyunca. Gana´daki denizcilik enstitusunde hocaymis, simdi hostelde calisiyor. Ek isi de el altindan kokain satmak (Turist fiyati: 3-4 gr, 30 dolar, ne demekse. Ama kendileri cok daha ucuza kapatiyor kesin. Soylenene gore ergenlerin %95´i burada kokain kullaniyor).

Ayni zamanda oda arkadasim oluyor kendisi. Her nasil olduysa dormitory denen yerde sadece ikimiz kalacagiz bu gece. Su dakika odada, insallah uyuyor. O uykunun derinliklerine dalmadan odaya girmeye hic niyetim yok. Benimle ilgili niyeti kesinlikle bozuk. Vaktiyle evlendigi Turk kadin iyi bir izlenim birakmis olmali.

Neredeyse kimseye deger vermiyor. Deger verdigi tek sey baska bir ulkede yasayan, evlilik disi dogmus, 5 yasindaki oglu. Turk kadindan olma kizi ama, listede yok.

Juan Luis; 35 yasinda, pek cok dil konusuyor, buradaki rehberlerden biri. Amazon turundan sonra sehire donup kaybolan paramin pesine dusunce ve acentalardan hirsiz muamelesi gorunce sinirim bozuldu ve biraz gozyasi doktum o gun. Acentada ucak bileti kestirmekle mesguldum o dakika, her nasilsa gozyaslarim suzulmeye basladi. Sasirtici bir andi hepimiz icin. Daha sasirtici olan Juan´in da o dakika gozyasi akitmasi.

Iki hafta once 5 yasindaki kizini kaybetmis Juan, kalp buyumesi yuzunden. Soyledigi bunu soyleyebildigi 2. kisiyim. Uc gun sonra ogrenmis kizinin vefatini. Eski sevgilisi muhtemel yeterince para yardimi yapmadigi vs icin bunu sucluyor, haber bile vermeye gerek gormemis. Juan simdilerde Rio´ya girmeye hazirlaniyor, annesine torununu kaybettigini yuz yuze soyleyebilmek icin. Ama cebinde parasi olmadigindan eski Japon bir musterisinden yardim istemis (Burada insanlar gunluk yasiyor; ertesi gunun yemek parasi bile cogunlukla ceplerinde yok. Agustos bocekleri gibiler. Para varsa yemek, icki, uyusturucu, kadin. Yoksa bekle, bi yerden gelir yarin). O parayi bekliyor simdi.

Buradaki iliskiler super boktan oldugu, muhtemel kendisi de pek de duzgun/guvenilir bir kisilik olmadigindan buradan para bulamiyor. Japonya´dan otobus bileti parasi gelmesi gercekten trajik. Birlikte agliyoruz bir sure. Otesi yok. Hayat devam ediyor.

Daniel; 44 yasinda, Brezilya`nin yerlilerinden biri. Gunduzleri 6 dil, gece kafayi cekince 12 ayri dil konusabiliyor. Felegin gercek anlamda cemberinden gecmis. 14 yasinda kabilesinin yasadigi koyu terketmis. O dakikaya kadar Brezilya´da bile sehir gormuslugu yokken, bir kargo gemisine gizlice girerek Londra´ya gitmis. 6 yil orada, uzun sure Norvec´te yasamis. 45 ulke gezmis, simdi rehber ve 3 ayri ulkenin vatandasi. Iki sene Norvec´te hapis yatmis. Hayatla kavgasi yok artik.

Insanlarin hayata tutunma cabalari cok etkiliyor beni. Goze aldiklari seyler inanilir gibi degil. Yillardan ve yollardan sonra gelinen noktanin, tekrar ilk nokta -ormanlarda basit yasam- olmasi ise dusundurucu.

10 yorum:

NEW YORK MUHTARI dedi ki...

Ya Ozlem oldurursun adami ... oyle bir yaziyorsun ki, odanda kalan adamin yaninda sanki bizde golgeler olarak yaninda korkuyla beklesiyoruz, ne olacak sabaha kadar diye. Bitmesin senin bu komik maceralarin, sana bir sponsor bulalim, sen gez yollarda kisa bir sure daha "Where the hell is Matt?" gibi..Ama lutfen kendine dikkat yollarda.

kader dedi ki...

aslında tek fark belki de onlar yaşadıklarını ya da düşündüklerini özgürce söyleyebilmeleridir ne dersin? oraalarda 301 yok demek ne güzel... bu arada nobel aldık haberdar olmuşsundur sanırım tam bir dilemma...sence?

OzlemPansiyon dedi ki...

esnedim arkadaslar. baska sansi da yok zaten insanin. en azindan adamlar tecavuzcu degil. sanslarini yokluyorlar, yok diyince de halden anliyor, ertesi gun birsey olmamis gibi muhabbete devam ediyorlar. ben de tavrimi oldukca net bir sekilde koyup, sonra da iyiligimle onlari eziyorum. hehe.

ama su yazma olaylarindan bir kitap cikar, onu da soyliim. en son dun gece (ganalidan kacarken) hostel sahibi, ayni zamanda brezilya ordu mensubu arkadas, gece parti yapmak uzere yanima gelmeyi onerdi (ust katta yatmakta olan karisini uyuttuktan sonra). bi de kirik ingilizcesi ile kastini anlayip anlamadigimi iyice sordu, yaniti netlestirdi. baslarda kendimden supheleniyordum
acaba ben mi hafif mesrep gorunumluyum diye. ilgisi yok. tek sucum onlarla uzun sohbetler. ee sohbet de etmeyeceksem ben buraya niye geldim?. adamlarin kulturunun parcasi bu durum. ama cozdum olayi. cesitli kontrataklarla savusturuyorum tehlikeyi bi sekil.

potansiyel kadin gezginleri cesaretlendirmek icin yaziyorum biraz da gezi anilarimi. ama aktardigim bu tarz olaylarin onlarin cesaretini kirmasindan korkuyorum. durum gercekten basedilmez boyutlarda degil. gozunuzde buyutmeyin sakin.

nobeli duydum tabii. ve hatta biraz once brezilya ulusal televizyonunun ana haber bulteninde orhan pamugu da gordum ropartaj verirken. gozlerim doldu. cok sevindim.

sonra internet forum koselerinde turk halkinin olayla ilgili yazdigi hakaret dolu yorumlari okudum. suphesiz pamuk'un ermeni meselesiyle ilgili aciklamalari zamaninda canimi sikmisti. gercegin oyle olmadigina "inandigim" icin. ama bu uslup da canimi sikiyor. dunyanin degerini teslim ettigi bir yazarin adliye kapilarinda yumurtaya tutulmasi onaylayabilecegim bir tepki gosterme yolu degil. 5 yil sonra, 10 yil sonra bu olay hatirlanmayacak. ama nobel listesinde her zaman bir turk romancinin adi yer alacak. boyle dusunuyorum iste.

kader dedi ki...

ben de senin gibi düşünüyorum şu anda elif şafak ın baba ve piç ini okuyorum tüylerim ürperiyor bu ülkede kardeşlerini boğduran osmmanlı sülalesinden başka ne beklenir diye düşünürken fransanın cezayir e yaptıkları neydi diye düşünmeden edemiyorum tarih kıyımdan mı ibaret?

kader dedi ki...

tabi bir türk ün nobel edebiyat ödülü alması muhteşem bir durum tarihe yazılacak!...bu güne kadar okuduğun yazarları bi düşün melih cevdet i yaşar kemal i adalet ağaoğlunu tevfik fikret i orhan kemal i orhan veli'yi kemal tahir'i ve en önemlisi nazım'ı onlara ayıp olmuyor mu? ben orhan pamuk'un yerinde olsam bu ödülü nazım adına alırdım

kader dedi ki...

ve mutlaka sebahattin ali öptüm seni alex yeni yıla ıstanbulda girecek muhtemelen beraberiz keşke beraber olsak yorumlarım seni üzmüyordur umarım ben seni çok sevdim gülen gözlerinin hep gülmesi dileğimle...

LostHighway dedi ki...

İnsanın öyküsü her yerde aynı bence.
isimler, yüzler, biraz da renkler değişiyor, hepsi bu.
anlattığın insanlar, burada, anadolunun herhangi bir kasabasında, biraz farklı bir biçimde rastlayabileceğimiz tipler aslında. söylediğim gibi form biraz değişir, geriye kalan aynı. herkes bir şekilde uçkur derdinde, herkes yeme içme derdinde; sonuçta da mutluluk, huzur veya adına her ne diyorsanız.
anlattığın insanları çok yakın buldum. bu, biraz da senin sıcak anlatımınla da ilgili.

orhan pamuk, nobel, ermeni muhabbetlerine girmeyim. bunlar tuhaf mevzular. ama birileri bizi maymuna çevirmiş, bunu çok iyi biliyorum. biz de oynayıp duruyoruz işte, bir şey atıyorlar peşine koşuyoruz, sonra başka tarafa başka bir şey atıyorlar, biraz renkli bir şey, hopp oraya da fırlıyoruz. bi bok yaptığımız sanıyoruz, büyük iş yaptığımız sanıyoruz ama farkında değiliz maymunluğumuzun. farkına varanlar da senin gibi kaçıyorlar işte brezilya bilmem ne.
:))

güzel güzel gezmeye devam.
hasta olma bi daha.
sağlığına dikkat et.

Seda ABCA dedi ki...

özlem merhaba; tavsiyen üzerine girdim sitene okuyorum ara ara gezilerini. tabii önce bizi derin bilgilerinle yönlendiğin brezilya gezinin notlarından basladım. yazdıkların sanki düsüncelerime tercüman oldu:) güzel, kocaman bir sehir rio ama ruhsuz. 3,5 günden sonra bitiyor hersey. dönmek istiyorsun vatana. ıguasu güzeldi gercekten. mucoco safari en eglencelisiydi:) bu arada biz bi taksi kiralayıp tüm gün paraguay tarafını gezdik. kaybettiğin hiç bişey yok. korkunc carpık bir ülke, hiç gelişmemiş. en enterasanıda her sokağın kösebaslarında pompalı tüfekli polisler bekliyor. biraz ürkütücü yani. bi aksamda arjantin tarafına komurhaneye gectik. 15 dakikada bütün paramızı kaybettik kalakaldık:) herseye ragmen degişik yerler gördük, insanlarla tanıstık, farklı yemekler, yedik hatta yiyemedik:(. hersey için tekrar tesekkürler..
seda

Seda ABCA dedi ki...

özlem merhaba; tavsiyen üzerine girdim sitene okuyorum ara ara gezilerini. tabii önce bizi derin bilgilerinle yönlendiğin brezilya gezinin notlarından basladım. yazdıkların sanki düsüncelerime tercüman oldu:) güzel, kocaman bir sehir rio ama ruhsuz. 3,5 günden sonra bitiyor hersey. dönmek istiyorsun vatana. ıguasu güzeldi gercekten. mucoco safari en eglencelisiydi:) bu arada biz bi taksi kiralayıp tüm gün paraguay tarafını gezdik. kaybettiğin hiç bişey yok. korkunc carpık bir ülke, hiç gelişmemiş. en enterasanıda her sokağın kösebaslarında pompalı tüfekli polisler bekliyor. biraz ürkütücü yani. bi aksamda arjantin tarafına komurhaneye gectik. 15 dakikada bütün paramızı kaybettik kalakaldık:) herseye ragmen degişik yerler gördük, insanlarla tanıstık, farklı yemekler, yedik hatta yiyemedik:(. hersey için tekrar tesekkürler..
seda abca

Ümit Orhan dedi ki...

:)
blogu (şu ana kadar) bir tek google reader dan takip ettiğim için sadece 2007 ortasından itibaren yazılmış yazıları okuyormuşum!
Neler kaçırmışım ben böyle! off.