genç gezginler seyahat bursu'11 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genç gezginler seyahat bursu'11 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran, 2011

burslu gezginler, hürriyet seyahat'te

Her çiçeğin kar altından güneşe giden masalında / Yaşamak yeniden tazelenir, yeniden anlamlanır / Işığa uzanırken kardelen kış rüyasından / Ümidin mucizesiyle, sevince uyanır.



Gözle biçim biçim / Kalple anlar içim / Ayrı gayrı olmaz / Sen yoksan, ben hiçim.


Aç kardelen, aç!...

20 Haziran, 2011

seyahat bursiyerleri belli oldu!

Bir değerlendirme sürecinin daha sonuna geldik. Tamamı gezgin ve neredeyse tamamı yazan toplam 15 kişilik Seçici Kurul üyelerinin puanlaması sonucu Genç Gezginler Seyahat Bursu'11 bursiyerleri belli oldu!

Her finalist en az 2-3 jüri üyesinin favorisi idi. Adayların puanları değerlendirme boyunca birbirine yakın seyretti. Son ana kadar bursiyerler kesinleşmedi.

GGSB'11 finalistlerinden Beste ve Buket, puanlamanın hemen öncesinde yazın seyahate çıkamama ihtimallerini iletti, bu ihtimal muhtemelen jüri yaklaşımlarını ve puanlama sonuçlarını etkiledi.

Yine son dakika, gelen desteklerle bursiyer sayısı 4'e yükseldi (Hala 4. bursiyer için biraz kaynağa ihtiyaç var ama onu da Pansiyon okurlarının desteği ile tamamlayacağımızı umuyorum).

GGSB'11 Bursiyerleri:

1. Gökhan Fırat & Gökhan Doğru
2. Mine Ekinci
3. Fevzican Abacıoğlu
4. Gizem Sezen

Bursu almaya hak kazanan öğrenciler en geç 1 Ağustos'a kadar kesinleşmiş seyahat planları ile Pansiyon'un kapısını çalmalı ve en geç 15 Ağustos'a kadar yola çıkmalı. Son dakika hesapta olmayan bir aksilik yüzünden 2011 yazında seyahate çıkamayacak bir bursiyer olursa (ya da son dakika havuza ek kaynaklar akarsa) burstan faydalanmaya hak kazanacak yedek bursiyer: Gürhan Gülez olacak.

Yolları şimdiden açık olsun!

15 Haziran, 2011

ggsb'11 ön değerlendirme süreci bitti!

Sağdan baktım, soldan baktım. Defalarca adaylarımı değiştirdim. Yayınlamak üzere birkaç yazıyı hep hazırda beklettim. Oradan buradan bir daha tarttım. Sonunda 11 finalistin yettiğine karar verdim. Günahı artık boynuma!...

Birkaç gün içinde Seçici Kurul oyları ile 2011 yılında Genç Gezginler Seyahat Bursu'nu almaya hak kazanan bursiyerler kesinleşecek (muhtemel 3 kişi).

Bursa destek olmak için hala şansınız var. Bir öğrencinin daha yola çıkabilmesi, 10 tane 60 Euro'nun yan yana gelmesine bakar! Lütfen bir kez düşünün, çorbada tuzum olsun derseniz benimle iletişime geçin.

Çeşitli sebeplerle elemek zorunda kaldığım ama her zaman hatırlayacağım başvuruların bazılarından alıntılar yapmak istiyorum;

Başak: "Yol özgürlüktür. Bir çeşit belirsizlik halidir. Bir karmaşanın içinde ruhumun deli divane koşup kan ter içinde yolun sonunda kendisini bulmasıdır. Dünyanın tüm renkleri arasından kendi rengini aramaktır yola çıkmak. Yaşamanın tüm mucizesini içinde barındırıyormuş gibi hissettirir bana. Gezdiğim gördüğüm yerlerdeki insanların canlıların günlük hayatlarına tanık olup onların yaşamından solumak gibisi yoktur. Başkalarına başka dünyalara adım atmaktır bana göre yollar ve aslında en güzeli sadece yolda olmaktır... Yollarda olmanın tadını bana, her yola çıkışım ve geri dönüşümde yüreğimde biriktirdiklerim anlattı."

Gün: "Akademik olarak bulaştığım uluslararası ilişkenliği bir yana bırakırsam, beni asıl heyecanlandıranın ayak bastığım coğrafyalarda duyduğum, gördüğüm, okuduğum, tattığım ve dokunduklarımın bende bırakacağı izler. Çevre kirliliği yaratmayan bir çeşit tüketim gibi: Kültür tüketiciliği. Hafızam da tüm bu anılarımı zapt etmeye çalışan organik bir winzip klasörü. Bu süreçteki asistanlarım da sayfalarını eskittiğim ıspanak rengi pasaportum ve odamın duvarında raptiyelerden delik deşik olmuş kallavi dünya haritam. Gidip görmek işin ilk etabı. Ziyaret ettiğim coğrafyalar birer film seti aslında. 'İcatlar' ya ihtiyaçtan ya meraktan doğuyor madem, gittiğim yerin eşrafı nedir ne değildir, nasıl uyur, nasıl eğlenir, nasıl öfkelenir, kurguyu ‘dekora’ nasıl uyarlarlar, çevreye ne derece yansıtırlar bunları sorarım kendime. Sonra ‘İyi bir yolculuk sorulara cevap vermez, onları yenileriyle değiştirir' dediğini hatırlarım çok sevdiğim bir yazarın (Ece Temelkuran, Ağrının Derinliği) ve bunca senedir soru listem neden Çeşme otobanına dönmüştür daha iyi anlarım."

Özge: "Gezmek öyle güzel bir şeydir ki; hep gezip yeni, farklı yerler görmüş insanlara bakarım, resimlerine de. Yüzlerinde hep, bir bişeyler başarmış olma hissi görürüm. Özgüven yaratır görmek. O benden daha çok yaşamış gibi gelir bana. Daha bir insan gibi... / Allah’ım diyorum içimden şu an, duyamıyorsunuz tabi ki siz, ama ben hala söylüyorum. Nasıl dayanabiliyorum böyle, her şey aynıyken, her gün aynı insanları görüp aynı aktiviteleri yaparken? Nasıl katlanıyorum, nasıl kaçıp gitmiyorum?"

Büşra: "Sahra Çölü’ndeki animatör(!) 14 yaşındaki Berber çocuklara göre 'paralı turist', sıkça ya yumurta ya makarna yediğimi gören yan komşum Portekizli David’e göre biraz züğürdüm. Üsküp’teki arkadaşım Bobi’ye göre zalim Türklerin torunu, Yunanlı Evangeliz’e göre politikacıların oyununa gelen iki ülkeden birinin vatandaşıyım. Viyanalı Paul’le operaya gitmekten, Berlinli Theda ile duvar hakkında konuşmaktan zevk alanım. Şilili Luis Carlos’un tanıdığı ilk Türk, İspanyol Mariana’nın okul dedikodularını paylaştığı arkadaşıyım. İtalyan Franco’nun Fransızca pratiği yaptığı kişiyim. İsveç’te yaşayan Cem’in etkilediği, Prag’daki turist rehberinin beraber video kaydettiğiyim. Kolombiyalı Sergio’nun yörelerine özgü kızarmış karınca ikramını coşkuyla kabul eden arkadaşı, İngiliz Sarah’ya oryantal dans öğretmeniyim. Ben yolculukları seven, her yolculuktan hafızası dolmuş bir fotoğraf makinesi ve alınmış bir sürü notla dönenim. Gittiği her yerin yemeklerini denemeye, insanlarıyla konuşmaya, şehirlerin gecesini gündüzünü yaşamaya çalışanım. Bir türlü iştahı kapanmayan, ne kadar okusa, izlese, görse, dinlese de hep daha fazlasını isteyenim. Pek çok genç gibi, dünyayı gezmeyi düşleyen ve şanslı azınlıktan olup bu düşünü gerçekleştirmeye başlamış olanım. Ben, 'ben' demeyi sevmeyen, ama bu yazıda çok dediğinin farkında olan, bu bursu almayı çok isteyen ama almazsa da bir başkası hayalini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı diye sevineceği şüphe götürmeyenim. İşte ben böyle bir insanım."

Gizem: "Doğduğumdan beri toplum bana yaşamak için bir mücadele vermek zorunda olduğumu, insanlarla kurduğum ilişkilerin eğer benim için bir çıkarı yoksa önemsiz olduğunu empoze etti hep. İçimdeki çocuksa tam tersine yaşamanın günlük ihtiyaçlarımı idame ettirmek olmadığını ve başka insanların benden daha önemli olabileceğini ve sevilebileceklerini söyledi. İşte ben o masal diyarlarına yanıma bu küçük çocuğu da alıp gitmek istiyorum."

Şengül: "Seyahat planım yok, ama hayalini kurduğum anlar var aklımda; Prag'da sabahın ilk ışıklarında yeni uyanan kentin mahmurluğunu görerek resimlerini gördüğüm meydanında kafelerin olduğu taş köprüden geçerken yanımdan hızla geçen bir bisikletli gazetecinin düşürdüğü gazeteyi alıp göz atarak yavaşca yürüyorum kapılarını açan kafelere doğru ve bir kez daha o puslu havaya bakıp geceden kalmış yağmurlu havayı içime çekiyorum... Fransa'da her yere parfüm kokusu sinmiş sokaklarda kokuların hangi dükkandan geldiğini ayırt etmeye çalışarak ilerliyorum Eyfel Kulesi'ne doğru... İspanya'da Endülüs bölgesindeyim bir festival, eğlence var mı bu ay diye sokak ilanlarına bakarak şen kahkahalar eşliğinde yol alıyorum."

Ezgi: "Bütün yollardan önce, ben içimdeki yolculuğun yolcusuyum. Kendimle tanıştım, kendimle selamlaştım, içimle buluştum. Hayatımdaki tüm korkulardan adım adım sıyrılarak ilerliyorum, ilerledikçe yolum açılıyor, sevgiye yakınlaşıyorum. Sevgi oluyorum. Kötü gibi görünen her olayın aslında nasıl da benim hayrıma olduğunu hala ilk günkü heyecanla en derinimde yaşayarak anlıyorum. Aslında hep yoldayız ve yollar hiç bitmiyor. / Ben şimdi, Küçük Prens gibi yeni şeyler öğrenmek için yola koyulmak istiyorum. Ben şimdi, Küçük Kara Balık misali, bir gece heyecan içinde annemi uyandırarak 'Anne ben derenin sonunu görmek istiyorum ve bu sabah gün doğar doğmaz yollara koyulacağım' demek istiyorum. Şimdi ben, Martı Jonathan gibi sınırları aşma cesaretini göstererek uçmak istiyorum. Korkusuzca, kendimle buluşmak için. Çünkü en iyi yollar insanı kendine yakınlaştırır."

Berfun: "Hayatım boyunca hep bir Tuba ağacı gibi hissettim. Benim köklerim yerde değil, gökteydi. Bir yere aitsizliğim köklerimin gökyüzüne bakmasından gelirdi. Tezer Özlü gibi hep gitmek, gitmek isterdi içim. Ama çocuktum, gidemezdim. Yollara duyduğum özlem belki de bir yere ait olma isteğimden kaynaklanıyordu..."

Samet: "Gece kimseye hissettirmeden usulca biniyor bisiklete ve çıkıyorum yollara. Sıradan bir günün anlamsız hızı, karmaşası içinde sinir küpü olmuş zihnimin, tamamlanan her pedal hareketiyle biraz daha sakinleştiğini, dertten tasadan uzaklaştığını hissediyorum. Ne güzel bir duygu bu; bugüne değin rahatlık duyumsamasını bu denli yaşatan başka bir şey görmedim! Artık kararım kesin: Bisiklet bir spor ya da bakkala çakkala giderken kullanılan basit bir araç olmamalı, olamaz. Onu daha öte bir noktada konumlandırmalı. Artık benim için bisiklet, ısrarla mücadeleyi sürdürdüğüm bu karanlık dünyada, sıkı sıkıya sarıldığım ve birilerinin kafasına balta gibi indireceğim, postmodern bir savaş silahıdır! Bisiklet spor aracının ötesinde bir söz söyleme, hatta tavır koyma nesnesi olmalı!"

Göktuğ: "Bugün aldığım mükemmel bir haberi sizin gibi bir gezgin destekçisiyle paylaşmayı borç bildim kendime. Bundan 1 ay önce Fish Card'ın hayalleri gerçekleştirmeyi vaad eden yarışmasına katılmıştım. Hayalim tabi ki dünya turuydu. Sonuçlar bugün açıklandı ve kazanmışım. Sizin de sık sık belirttiğiniz gibi gezmek isteyen her türlü kendi fırsatını yaratabiliyor, yeter ki istesin çabalasın, biraz da şanslı olsun:) Ağustos'un ortalarında tezimi bitirdikten sonra yola çıkmayı düşünüyorum. Eğer isterseniz yolculuğumu devrialem.tumblr.com'dan takip edebilirsiniz. Tabi bu durumda artık GGSB'ye de ihtiyacım kalmadı:) Hakkını verecek diğer gezginlerin hayatını renklendirmesi umuduyla..." (Göktuğ, GGSB'11 finalistlerinden biri olacaktı. Ben onun adına acayip sevindim!).

Nurullah: "Şöyle bir hayal kurdum kendi kendime; Paris'teyim ben şu an, etrafımdaki onlarca milletten insan, herkes hayallerini gerçekleştirmeye gelmiş, birazdan Eiffel çıkcak karşıma, altında klasik "ey eiffel sen mi büyüksün ben mi" pozunu vereceğim."

Kıvanç: "Maviden yola çıkmak, rüzgarın estiği yöne gitmek toprağın kokusunu takip ederek yağmurda ıslanmak; bazense gün doğumundan batımına kadar yollarda bulmak kendimi. Kısaca yollarda olmak kimseye hesap vermeden dolaşmak. Teyzelerin 'nereye gidiyorsun böyle aceleyle?” sorusuna 'bu yol nereye çıkıyorsa oraya teyzeciğim' demek. O teyzelerden bir bardak su içip yola devam etmek. Bunları niye söyledim, bunlar benim özgürlüğüm çünkü."

Derin: "Yolların hep acı verdiği yerlerde geçti çocukluğum. Ardından savruldum benzer iklime sahip bir kente yine sevemedim yolları. Denizi ilk defa İstanbul’da gördüm. Sonra çıktığım her yolculuğun bir bedeli vardı. / Tüm bunlar işte gecen sene benim Kaş tatilimin güzel geçmesini hazırlayan nedenlerdi. 4 kişiydik, çok iyi anlaşırdık, parasızdık ve peynir gibi beyazdık. Sonra Ankara’dan yola çıktık, 20 saat sonra Kaş’a vardığımızda gece kamp alanına koşup çantaları yere atıp denize atladığımda tüm hayatım boyunca yaşayabileceğim en güzel duygu bu dedim. Sonra paramız az olduğu için her gün ekmek arası peynir domates yedik ama çok gezdik. Ne kadar güzel olursa da eksikti ve bitirilmeyen her iş bende gerginlik yaratır. O yüzden bu yaz geri kalanını tamamlayıp Fethiye'den de denize girmek istiyorum." (Derin'in kısacık yazısı beni en etkileyen yazılardan biriydi. Fethiye'de birkaç otele yazdım, Derin ve arkadaşlarına birkaç gün ücretsiz konaklama imkanı sağlayıp sağlayamayacaklarını sordum. Henüz yanıt gelmedi).

Hangi birinden alıntı yapayım, kalbimde yer etmiş çok satır var...

Bursu alamamış/alamayacak olsalar da, seyahat etmeye ihtiyaç duyan her gencin, özledikleri yollarla bir gün buluşmalarını yürekten diliyorum.

02 Haziran, 2011

ggsb'11 başvuru değerlendirmeleri başlıyor


Genç Gezginler Seyahat Bursu'11 için başvuru süreci bitti (Yine bana haram geceler...). Finalistleri bugün-yarın duyurmaya başlayacağım. Bekleyin!

09 Mayıs, 2011

seyahat bursu süreci nasıl gidiyor?

Genç Gezginler Seyahat Bursu'na, bu yıl da, Hürriyet Seyahat (Serhan Yediğ'in emekleri ödenmez!) ve gezgin dostlardan destekler gelmeye başladı!

Yine bir öğrenciye burs verme düşüncesiyle yola çıkmıştım; daha duyuruyu bile yapmadan Timur Bey ve Aylak İlsu, duyuruyu yapar yapmaz da Arzu Ortaç, GGSB-2010'un finalistlerinden (hala öğrenci olan) Mustafa Özdemir ve taze mezun Dilan İkizoğlu 'biz de varız' diye mesaj attılar. Sonra, Hürriyet Seyahat'ten güzel haber geldi. Aynen geçen yıl olduğu gibi bir genç gezgine de onlar burs verecekti!

Böylece, sanki 3 öğrencilik kaynağa şimdiden ulaştık gibi:)

Ümit Orhan, Özgün Uçar, Uğurcan, Övgü Yağız, ekşi sözlük yazarları... Yolcunun özlemini anlayan ve doğru kulaklara GGSB'yi fısıldayan dostlardan bazılarıydı.

Destekçi sayısı günden güne artarken, bursa başvuran aday sayısı henüz parmakla sayılacak seviyede! Ya gençler başvuru için son geceyi bekliyor, ya bahar çarptı- gençlik sevgili derdine düştü, ya da bu ülkenin artık seyahat bursuna ihtiyacı kalmadı. Öyleyse seneye burs vermeyiz, paraları çatır çatır kendimiz yeriz. Sanki bize gidecek yol yok:)

22 Nisan, 2011

genç gezginler seyahat bursu'11

"Kaç dolanışta ulaşır sarmaşık çiçek açacağı yere?" (O. Aruoba)


Genç Gezginler Seyahat Bursu fikri nasıl doğdu, amacı neydi, nasıl yayıldı, kaç kişi başvurdu, hangi yazılarla başvurdu, projeye kimler destek oldu, ilk yılın bursunu kimler kazandı, bursu alan gençler yollarda neler yaşadı, GGSB hangi projelere fikir analığı yaptı vb soruların yanıtları blogda bir yerlerde mevcut. Tekrar yazmayacağım:)

Bilmeniz gereken; evet ciddiyim, ciddiyiz!!!
Seyahat Bursu diye bir şey var ve geçen yıl birkaç öğrenci bu burstan faydalandı.

Duyuru için çok geç kaldığımın, yaz tatiline sadece 2 ay kaldığının farkındayım:( Başvuru koşullarına uyan tüm genç gezginlere lütfen GGSB'den bahsedin!

Seyahat bursuna kimler başvurabilir?
18-24 yaş arasında, yollarda olmaya ihtiyaç duyan, blog yazarı, tüm üniversite öğrencileri bursa başvurabilir. Üniversiteyi kazanacağıma inanıyorum diyen Liseliler, kasmayın:) Geçen sene az üzülmedik beraber.

Nasıl başvurabilir?
Kısa bir özgeçmiş ve "Yollara Özlem" konulu bir yazıyla, 1 Haziran 2011 tarihine kadar, seyahatbursu@gmail.com adresine başvurabilir.

Özgeçmişte; isim + üniversite/bölüm/sınıf + adres/telefon/e-mail + blog /(varsa) twitter adresi + 1 fotoğraf mutlaka yer almalı! Başvuru yazısı; boşluksuz 2500 karakteri geçmemeli!

Bana acıyın, Türkçe dil bilgisi kurallarına dikkat edin ve tüm bilgileri tek bir word dosyasına yerleştirin, 3 ayrı mesajda, parça parça göndermeyin! Bana acımayana, bu sene ben de acımayacağım:)

Burs kapsamı ne olacak?
Temel seyahat ihtiyaçlarını karşılayacak kadar maddi destek (Adını koyalım hadi: 600 Euro).

Bu sefer yön, ulaşım yolu baştan serbest! Dilerseniz interrail bileti alın. Dilerseniz otobüse, uçağa binin. İsterseniz yüzün, yürüyün, pedal çevirin, kürek veya otostop çekin. Yeter ki gezin (min 3 hafta), durmayın sabit bir noktada.

Burs kaç öğrenciye verilecek?
İşte bu benim de en çok merak ettiğim konu. Geçen sene ben 1 öğrenciye burs veriyorum diyerek yola çıkmıştım; projeye inanan gönlü zengin gezginlerin katkılarıyla bu sayı arttı. Şimdilik sadece 1.5 öğrenci için söz verebilirim:)

Bursun karşılığı olarak Genç Gezgin'den ne beklenecek?
Ülkemizde gezgin kültürünün özendirilmesi ve yaygınlaştırması adına, seyahat anılarını bir blogda yazması. Facebook, twitter vb mecralarda da varlık gösterse şahane olur.

Bursiyer nasıl belirlenecek?
Burs adaylarının başvurularını önce ben değerlendirecek ve finalistleri belirleyeceğim (finalist sayısı başvuru sayısına bağlı). Aynen geçen yılki gibi, bursiyer/ler jüri oylarıyla belirlenecek. Haziran ortasında bursu almayan hak kazanan öğrenciler açıklanacak.


'Kaç dolanışta ulaşır sarmaşık çiçek açacağı yere' bilmiyorum ama
çiçek açmadan bu dünyadan göçmek trajedinin kralı bana göre.

Bu dünyaya ölmeye değil, olmaya geldik.

Haydi gençler, dolanışa !!

Heykel, Salvador Dali'den The Birth of The New Man

21 Nisan, 2011

neden seyahat?

Genç Gezginler Seyahat Bursu'10 başvuru yazılarından...



"Sizce de küçükken kandırmıyorlar mı kız çocuklarını prenses olduklarına inandırarak, oysa masalını kendi yaratır insan; benim de kendi masalımı aramam, yaratmam gerek dünyayı özümseyip..." (Güneş)

"Yukarıdan insanlara baktım, 'duruyorlardı'... Ben de seçimimi o akşam yapıp, 'yaşamaya' karar verdim." (Feyyaz)

"Charles Darvin 'Hayatta kalan, türlerin en güçlüsü değildir, en zekisi de değildir. Hayatta kalan değişime en çok ayak uydurabilendir' demişti. Dünya hızla değişiyor. Değişen bu dünyada değişime ayak uyduran hayatta kalacaksa, kimse bunu oturduğu yerden yapamaz. Kendimi değişikliklere açarak hayatta kalma şansımı artırmak ve kazandığım deneyimle başkalarının yaşama tutunmalarına yardımcı olmak istiyorum." (M. Zeynep)

"Giderim sadece bu yüzden, gittiğim yerin insanını, sokağını, sokak köpeğini de benimmiş gibi seveyim, önemseyeyim ya da benim olmayanları da sevmeyi öğreneyim diye. Sonra da koruyayım artık bana uzak sokakları da!" (Selen)

"Bu dünyada benden başka, arkadaşlarımdan başka, tüm tanıdıklarımdan ve gördüklerimden de başka insanların yaşadığının farkındayım. Yaşam denilen şeyin kendi nefes alış verişimden öte, milyonlarca insanla beraber meydana getirdiğim bir döngü olduğunu biliyorum. Dişlerimi fırçalarken kapattığım suyu, her yıl mart ayında diktiğim ağacın oksijenini, ‘gereksiz yere yanıyor’ diye söndürdüğüm elektrikle koruduğum dünyayı kimlerle paylaşıyorum görmek istiyorum." (Semih)

"Yeni sorular için hep yeni mekânlara ihtiyaç duydum yaşamımda… Kahkaha, neşe, hayat üstüne düşünme, hayatı üstüne düşürme, hüzün, hazin ve aylaklık… Çok derin bir anlam aramıyorum ama merak ediyorum: Bize insanlık hakkında anlatılanlar doğru muydu diye." (Dilan)

"En az 10 dilde merhaba diyebilmenin, en az 10 dilde dolu dolu gülebilmenin, paylaşabilmenin, en az 10 dilde şaşmanın, bilmeden koşmanın, kaybolmanın, en az 10 dilde sevebilmenin, hayal edebilmenin zamanıdır şimdi. Yollara düşmenin zamanıdır şimdi…" (Özgün)

"Şimdi bize fazla olmayan bir şeyi istiyoruz. Hakettiğimizden fazla olmayan, sabahtan akşama kadar kaybolmayı istiyoruz. İlk kez geçeceğimiz yolların şarkısını söylercesine hasretindeyiz. Hasretindeyiz, çünkü yorulduk. Yorulduk kaybolmamış gibi yürüdüğümüz yollardan, evlerden, işlerden, okullardan... Onların yabancılığından yorulduk. Başka gibi yaşanan aynılardan, bize, insana içkin olmayan kaygılardan, duygulardan, yalancılıklardan yorulduk. Nefes almak istiyoruz." (Murtaza)

"Araştırmaya, öğrenmeye son derece aç olan beynim bu defa görerek, dokunarak, tadarak, koklayarak ve duyarak öğrenmek istiyor. Gideceğim yerlerde, gezeceğim sokaklarda bırakacağım ayak izleri, benden ve bizden izler bırakabileceğim ruhlar..." (Hande)

"Bilmedik sokaklarda ilk kez gördüğüm evlerin pencerelerinde kim bilir ne hikayeler, ne fotoğraf kareleri, ne insanlık halleri özellikle beni bekliyor. Yani mutlaka herkesi bekleyen hikayeler var ama bir de “özellikle” beni bekleyen hikayeler vardır ve ben onlara ulaşmanın heyecanındayım. Hayata geç kalmak istemiyorum!" (Birge)

"Çünkü ben dünyaya neden geldiğimi anlamak için uğraşıyorum. Çünkü ben her insanın dünyaya bir geliş sebebi olduğuna inanıyorum. Önemli olan insanın bu varlık sebebini bulması ve dünyayı, iyiye ve güzele dönüştürmek için kendi küçük devrimlerini yapabilmesi, en azından bunun için elinden geleni yapmaya çalışması." (Pelin)

****


Bir yerlerde hala seyahati düşleyen, yollarda olmaya ihtiyaç duyan gençler var değil mi?


O gençler hemen başlasın düşünmeye; "Yollara Özlem" en iyi nasıl anlatılır diye.

Genç Gezginler Seyahat Bursu 2011 başvuru koşulları, yarın Pansiyon'da!